"Galbraith" is not found on TREX in Turkish-English direction
Try Searching In English-Turkish (Galbraith)

Low quality sentence examples

Cinayet araştırıyorsam ilgilendirir, Bayan Galbraith.
They are when I'm investigating a murder, Mrs Galbraith.
Bay Galbraith. Sanırım diğerlerini tanıyorsunuz.
I think you know the rest of these gentlemen.
Silahınız var mı Bayan Galbraith?
Do you own a gun, Mrs Galbraith?
Galbraith direkt bir suçlamada mı bulundu?
Did Galbraith make a direct accusation?
Dinle Galbraith, yetiştirildiğim yerde güçlü olmam gerekiyordu.
Listen, Galbraith. Where I was brought up, you had to be tough.
O benim vurduğum adamla ortaktı, Galbraith ile.
He was partners with the guy I shot, Galbraith.
Dinle Galbraith, yetiştirildiğim yerde güçlü olmam gerekiyordu.
Where I was brought up, you had to be tough. Listen, Galbraith.
Sence Galbraith grupla gittiği gün… leoparı buldu mu?
You think that Galbraith found the leopard the day he went on the posse?
Bay Galbraith Cherry Yolundaki kurbanın Grant Abrams adlı biri olduğuna inanıyorum.
Mr Galbraith, I now believe the murder victim on Cherry Lane is a man named Grant Abrahams, a man you had reason to kill.
Bayan Galbraith, Lydia Howland sokağın maketini yaptı. Üst kattaki odanıza da silahlı bir adam koydu.
Mrs Galbraith, Lydia Howland built a model of this street and put a man holding a gun in your upstairs room.
II. Dünya Savaşı sırasında ABD ordusunda görev aldı ve tanınmış kurumsal iktisatçı John Kenneth Galbraith ile birlikte Fiyat Kontrol Bürosunda çalıştı.
During World War II, he served in the United States Army and worked at the Office of Price Control under John Kenneth Galbraith, the highly celebrated and controversial Institutionalist economist.
ABDnin Hırvatistan Büyükelçisi Peter Galbraith ve merhum Cumhurbaşkanı Franjo Tudjmanın yakın çalışma arkadaşlarının da aralarında bulunduğu, pek çok önemli, mevcut ve eski yetkili tanık sandalyesine oturdu.
Many prominent current and former officials took the stand, including former US Ambassador to Croatia Peter Galbraith and close aides of the late President Franjo Tudjman.
Bu araç sistemli olarak geniş yelpazede değerlendirilecek fikirler oluşturabilmek için kavramların çapını ve miktarını arttırır. Çürütme: Çoğunluğun her zaman hatalı olduğu kabulü ile( Henrik İbsen ve John Kenneth Galbraith in önerileri gibi), kesin olduğu açık ve'' söylemeye bile gerek olmayan'' genel kabul görmüşü sorgulayıp karşıt görüş yürütmek ve çürütmeye çalışmak.
Disproving Based on the idea that the majority is always wrong(as suggested by Henrik Ibsen and by John Kenneth Galbraith), take anything that is obvious and generally accepted as"goes without saying", question it, take an opposite view, and try to convincingly disprove it.
Şerifimiz, Dale Galbraith.
Our sheriff, dale galbraith.
Galbraith bir şeyler biliyor.
Galbraith knows something.
Bay Galbraith trombonuyla gürültü ediyor.
Mr Galbraith played his trombone too loudly.
Bay Galbraith. Burada olduğunuza sevindim.
Mr. Galbraith. I'm so glad you're here.
Adım Ed Galbraith.- Tabii.
My name is Ed Galbraith. Sure.
Galbraith bunu Yeni Delhiden idare ediyor.
Galbraith's handling it in New Delhi.
Bayan Galbraith, Bay ve Bayan Caruso.
Mrs Galbraith, Mr and Mrs Caruso.