"Kun" is not found on TREX in Turkish-English direction
Try Searching In English-Turkish
(
Kun)
Sasuke kun ve sakura kun en az 10 tane klon oluşturabilirler.
You can barely make one clone at best.Bu b* kun ne anlama geldiğini bilmiyorum.
I don't know what this means.Senin için b. kun içinde yüzdüm, Maya.
I just swam through shit for you, Maya.Zavallı, acınası b* kun tekisin!
You're a sad pathetic piece of shit!Nasıl blr b. kun lçlndesln, blllyor musun?
Do you know what kind of shit you're in?Yamaoka kun, burada uyumama müsaade eder misin?
Yamaoka, will you let me sleep here?O zaman hayatı boyunca zevkle b. kun içinde oturur.
Then he will happily sit in shit his whole life.Meksikalılar bütün bu b. kun, Şikagonun batısının sahibiydiler.
Mexican people used to own all of this shit west of Chicago.Her bir b. kun olduğunu biliyorum ama ben de Süpermenim.
I know about all you got your shit… but, man, I'm Superman.Bu b. kun arkasındaki kişi ben değilim, anladın mı?
I'm not behind this shit, get it?Bana'' kun'' deyip kenara itti ve ezmeye devam etti.
He just pushed me aside with a"kuuh and kept on smashing.Bana'' kun'' deyip kenara itti ve ezmeye devam etti.
And kept on smashing. He just pushed me aside with a"kuuh.Kiyokawa kun, plânı sen oluşturmuş olabilirsin lâkin onu yürütecek olanlar bizleriz.
Kiyokawa, you may have drafted the plan, but we carry it out.Kiyokawa kun, bu kılıç kitabına göre muazzam bir yaşam için hazırsın.
Kiyokawa… According to this sword book, you're set for a tremendous life.O b. kun içinde kendin için yüzdün… böylece erkek arkadaşınla birlikte gidebilecektin.
You swam through shit for you, so you could leave with your boyfriend.Eğer tuzakları görmezseniz, tuzakları görene kadar b. kun içinden gitmek zorunda kalırsınız.
If you don't see the traps- You have to go through the crap until you see the traps.Kiyokawa kun, korkarım ki bu askerî birliği tanzim etmenin gayesini yanlış anladın.
I'm afraid you misunderstood the aim of organizing this troop.
Recommend this Kun.Öğle yemeğimi bahçede yiyor… koyun etimi onun'' kun, kun, kun müziğiyle çiğniyordum… Onu izlemediğim zamanlarda da onu düşünüyordum.
I would eat my lunch in the garden, And when I wasn't watching him, I was thinking about him. chewing my mutton to the music of.Öğle yemeğimi bahçede yiyor… koyun etimi onun'' kun, kun, kun müziğiyle çiğniyordum… Onu izlemediğim zamanlarda da onu düşünüyordum.
Chewing my mutton to the music of… I would eat my lunch in the garden, And when I wasn't watching him, I was thinking about him.
Turkce
Български
Deutsch
Ελληνικά
عربى
বাংলা
Český
Dansk
Español
Suomi
Français
עִברִית
हिंदी
Hrvatski
Magyar
Bahasa indonesia
Italiano
日本語
Қазақ
한국어
മലയാളം
मराठी
Bahasa malay
Nederlands
Norsk
Polski
Português
Română
Русский
Slovenský
Slovenski
Српски
Svenska
தமிழ்
తెలుగు
ไทย
Tagalog
Українська
اردو
Tiếng việt
中文