ALISON in Turkish translation

['ælisn]
['ælisn]
alison
allison
allison
alison
alisona
allison
alisonun
allison
alisonu
allison
allisonu
alison
allisona
alison

Examples of using Alison in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Cosima, your parents, Paul. Alison.
Alisonun, Cosimanın, ailenin, Paulun.
And I finally kissed alison… 63 years ago.
Nihayet Allisonu öpmüştüm… 63 sene evvel.
I could help Hanna and Alison if I told the police.
Eğer polise anlatsaydım Hanna ve Allisona yardım edebilirdim.
Alison, can we talk politics after we pack the car?
Allison, şu paketleri arabaya koyduktan sonra politika konuşsak nasıl olur?
He must have known we were at the hospital and sedated Alison so she couldn't talk.
Hastanede olduğumuzu biliyor olmalı. Alisona ilaç verdi bu yüzden konuşamadı.
Can't afford to lose Alison now, can you?
Alisonu kaybetmeyi şimdi göze alamazsın değil mi?
He said Alison wanted me out so she could build a safe room down there.
Alisonun beni evden çıkarıp… oraya güvenli oda yaptırmak istediğini söyledi.
Do you remember Alison?
Allisonu hatırlıyor musun?
Thought I might take a ride in with Miss Alison this evening.
Bayan Allison ile akşam trenine bineriz diyorduk.
He attacked Alison, he kidnapped me and someone just died in this hotel.
Alisona saldırdı. Beni kaçırdı ve… geçenlerde bu otelde biri öldü.
Do you recall Alison video-chatting with someone?
Alisonun görüntülü arama yaptığını hatırlıyor musunuz?
Alison, Sam Lowry, an old friend.
Eski bir arkadaş. Allison, Sam Lowry.
I mean, considering what they did to poor little Alison.
Yani zavallı Alisona yaptıkları dikkate alınırsa.
We find Alison, maybe it will lead us to the killer.
Eğer Alisonu bulabilirsek… belki katile de bulabiliriz.
So she could build a safe room down there. He said Alison wanted me out.
Alisonun beni evden çıkarıp… oraya güvenli oda yaptırmak istediğini söyledi.
I'm tired Alison, please.
Lütfen, Allison.
Trust me, i don't owe alison any explanation right now.
Güven bana, Şu anda Alisona hiç bir açıklama borçlu değilim.
They certainly know Alison has a grudge against this practice.
Elbette Alisonun bu uygulamaya karşı kin beslediğini biliyorlar.
I don't know anything about Maya, but I may know who killed Alison.
Maya konusunda hiçbir şey bilmiyorum,… ama Alisonu kimin öldürdüğünü biliyor olabilirim.
I know she wouldn't have done anything to hurt Alison.
Alisona zarar verecek hiçbir şey yapmazdı, biliyorum.
Results: 2351, Time: 0.0393

Top dictionary queries

English - Turkish