AN INFLATABLE in Turkish translation

[æn in'fleitəbl]
[æn in'fleitəbl]
şişirilebilir
inflatable

Examples of using An inflatable in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They had this sort of election fight happening between a bloke who looked like a ticket inspector on a ghost train and an inflatable orange maniac who didn't seem to be dealing with the plague.
Salgınla pek alakası yokmuş gibi görünen manyak bir şişme portakal arasında. Hayalet trenin biletçisine benzeyen bir adamla.
Between a bloke who looked like a ticket inspector on a ghost train and an inflatable orange maniac who didn't seem to be dealing with the plague. They had this sort of election fight happening.
Salgınla pek alakası yokmuş gibi görünen manyak bir şişme portakal arasında. Hayalet trenin biletçisine benzeyen bir adamla.
their living conditions since we live in Mersin. We have enough resources to start a new life with an inflatable boat. Life will go on one way or another.
içinde yaşadıkları koşulları daha fazla görüyoruz. Şişme botla yeni bir hayat kuracak kadar gücümüz var. Bir şekilde hayat devam edecek.
And after an hour or so withSkyMall, where she was proud of herself for only buying two things-- a self-cleaning litter box in case she ever got a cat and an inflatable hat box in case she ever got a hat.
Birkaç saat sonra uçaktaki satıştan, sadece iki şey aldığı için kendisiyle gurur duydu ilerde kedisi olursa diye kendi kendini temizleyen kedi kumu şapkası olursa diye de yanmaz şapkalık.
An inflatable sex man.
Şişme erkek.
It's an inflatable armchair.
Şişirilebilir koltuk.
That's an inflatable lifeboat.
Bu şişme bir cankurtaran botu.
I bought an inflatable mattress!
Şişme yatak aldım mesela!
I have an inflatable mattress.
Şişme yatağım var.
I have got an inflatable mattrs.
Şişme bir yatağım var.
An inflatable neck pillow.
Havası inmeyen boyun yastığı.
I have got an inflatable mattress.
Şişme bir yatağım var.
This is an inflatable hemp house.
Bu şişirilebilir bir kenevir evi.
Who has an inflatable sheep?
Kim şişme koyun alır ki?
They have got an inflatable chair.
Şişme koltukları var.
Tom slept on an inflatable bed.
Tom şişme bir yatakta uyudu.
You sent me an inflatable girlfriend?
Şişme kadını sen mi yolladın?
It's an inflatable house. Go.
Bir şişme ev.- Haydi ama.
It's an inflatable gorilla!
Bu şişirilmiş bir goril!
They were hidden in an inflatable banana.
Şişme bir muzun içinde saklıydılar.
Results: 317, Time: 0.0387

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish