BALDING in Turkish translation

kel
bald
baldy
balding
kell
hairless
baldie
saçları dökülen
kelleşen
bald
baldy
balding
kell
hairless
baldie

Examples of using Balding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
No. This is like a first date for me, and on a first date, you don't want a fat, balding uncle tagging along.
Ve bir ilk randevuda Hayır. şişman kel amcanızın yanınızda gelmesini istemezsiniz. Bu benim için bir ilk randevu gibi.
Oh, no. you don't want a fat, balding uncle tagging along. This is like
Ve bir ilk randevuda Hayır. şişman kel amcanızın yanınızda gelmesini istemezsiniz.
two-faced, balding.
iki yüzlü, kel.
We're looking for a man about 60, balding, wearing glasses and a long green robe.
Yaşlarında, seyrek saçlı, gözlük takan ve yeşil bir kaftan giyen bir adamı arıyoruz.
From some fat, balding Tory, Honestly, this is the sort of rubbish you would expect Home Counties, upper middle-class twits.
Gerçekten bu tür saçmalıkları şişman, kelleşen, üst-orta sınıfın… muhafazakâr züppelerinden bekleyebilirsiniz.
Wearing glasses and a long green robe. We're looking for a man about 60, balding.
Yaşlarında, seyrek saçlı, gözlük takan… ve yeşil bir kaftan giyen bir adamı arıyoruz.
brown-haired or balding, bearded man with a moustache?
kahverengi saçlı veya kel gibi, sakalı ve bıyıklı bir adam mı?
to the council and look for a scrawny hobbit and a male Clare Balding.
sıska bir hobbit Clare Baldingin erkek tiplisini bulmalarını söylerim.
my Perry… My Perry… spindly, pudgy, balding, middle-management sons… still alive… I just… felt just… I wanted to scream.
bodur, kel… orta gelirli oğulları hâlâ yaşıyor… ve benim Perryim… Benim Perryim… Çığlık atmak istedim.
pudgy, balding, I just… felt just… I wanted to scream.
bodur, kel… orta gelirli oğulları hâlâ yaşıyor…
pudgy, balding, I just… felt just… I wanted to scream.
bodur, kel… orta gelirli oğulları hâlâ yaşıyor…
Spindly, pudgy, balding, And my Perry… My Perry… I just… felt just… I wanted to scream.
Çığlık atmak istedim. Çünkü onların o vasat… cılız, bodur, kel… orta gelirli oğulları hâlâ yaşıyor…
pudgy, balding, I just… felt just… I wanted to scream.
bodur, kel… orta gelirli oğulları hâlâ yaşıyor…
I wanted to scream. And my Perry… My Perry… spindly, pudgy, balding.
bodur, kel… orta gelirli oğulları hâlâ yaşıyor… ve benim Perryim… Benim Perryim.
Don't you just want to puke in your soup when one of these fat, balding, overweight, over aged,
Bu şişman, kel, aşırı kilolu yaşlı, şekilsiz, orta yaşlı, güneş gözlüklü film
big lawyer who walks around on the weekends in a juicy pantsuit, but does that mean I have to go out with a fat, balding barista?
Hafta sonları ortalarda bir örnek takımlarla dolaşmıyorum. O yüzden şişko, kel baristalarla çıkabilirim, öyle mi?
Balding Asian grandmother.
Yarı kel Asyalı anneanne.
Balding, tribal tattoo.
Kel, tribal dövmeli.
Early 50s, balding.
Ellili yaşların başında, kel.
A tall, balding guy.
Şu uzun boylu, kel herif.
Results: 181, Time: 0.0397

Top dictionary queries

English - Turkish