BAREFOOT in Turkish translation

[beə'fʊt]
[beə'fʊt]
yalınayak
barefoot
yalın ayak
barefoot
bare feet
shoeless
çıplak ayak
barefoot
of bare feet
shoeless
çıplak ayaklı
barefoot
of bare feet
shoeless
yalın ayaklı
barefoot
bare feet
shoeless
yalınayaklar
barefoot
yalınayaksın
barefoot
yalınayaktı
barefoot
yalın ayaksın
barefoot
bare feet
shoeless

Examples of using Barefoot in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Oh, don't walk barefoot in the laundry room, either?
Bu arada çamaşırlıkta da çıplak ayak dolaşmayın ha?
You're barefoot, aren't you?
Sen yalınayaksın, değil mi?
And I would look so pretty in the kitchen, barefoot and pregnant.
Ben de mutfakta çıplak ayaklı ve hamile olarak çok güzel görünebilirim.
Barefoot, clad only from the waist down.
Yalınayaktı, bir tek belinin altı örtüktü.
So we built the first Barefoot College in 1986.
Böylece ilk Yalınayaklar Kolejini 1986 yılında kurduk.
Yes, sir.-- And still barefoot?
Evet efendim. -Ve hala yalın ayaksın.
Pope Francis will join crowds of pilgrims walking barefoot on the road to Santiago de Compostela.
Papa hac yürüyüşüne katılacak. Santiago de Compostela yolunda çıplak ayak yürüyecek.
He was in rage, barefoot, clad only from the waist down.
Öfkeliydi, yalınayaktı, bir tek belinin altı örtüktü.
Look at you, and wearing a bathrobe. barefoot, smelling of French soap.
Yalınayaksın, Fransız sabunu kokuyorsun ve bornoz giyiyorsun.
Barefoot in the hills of Provence.
Çıplak ayaklı, Provans tepelerinde.
Food, if you come to the Barefoot College, is solar cooked.
Yalınayaklar Kolejnde yemekler güneş enerjisiyle pişer.
And still barefoot?
Ve hala yalın ayaksın.
Santa walking barefoot in the snow.
Noel Baba karda çıplak ayak yürür.
Barefoot guy.
Çıplak ayaklı adam.
And still barefoot?-- Yes, sir.
Evet efendim. -Ve hala yalın ayaksın.
The general was barefoot at the time.
General o anda yalınayaktı.
And then forced her to walk barefoot across the shards. Exactly.
Sonra da o parçalarda çıplak ayak yürürdün.
Barefoot guy?! Does-?
Çıplak ayaklı adam mı?
You're gonna get killed just to give something away. Barefoot.
Bu şeyi verebilmek için öldürüleceksin.- Çıplak ayak.
The barefoot contessa says so.
Çıplak ayaklı kontes öyle diyor.
Results: 533, Time: 0.0449

Top dictionary queries

English - Turkish