BAZE in Turkish translation

baze
sometimes
bazein
baze
uh , baze's
bazele
with baze
to basel
bazee
baze
baze diye
baze ile
with baze

Examples of using Baze in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Do you know what's going to happen if Baze and Ryan are trapped on a car for any length of time?
Ryan ve Baze uzun süre bir arabaya dokunurlarsa ne olur biliyor musun?
You have got Cate, you have got Baze, you have got Ryan,
Cate, Baze, Ryan; hepsi seninle. Paige seninle
Actually, this makes Baze peeing where we live highly symbolic because you would rather talk about him than pick a wedding date.
Aslında bu, Bazein yaşadığımız yerde tuvaletini yapmasını bir hayli sembolik yapıyor çünkü önce onun hakkında konuşmayı sonra evlilik tarihi seçmeyi tercih ediyorsun.
The reason that you're mad that Baze and I are together isn't because you're worried about Lux, or you're afraid that we're gonna ruin your stupid wedding.
Bazele birlikte olduğumuza kızma nedenin Lux için endişelendiğinden değil. Ya da senin aptal nikahını mahvedeceğimizden değil.
That would be really messy if Baze was my high school crush, your baby daddy and mom's fifth husband.
Baze hem benim lise aşkım hem senin çocuğunun babası hem de annemin beşinci kocası olsaydı çok kötü olurdu.
And we have Matt at zero, and Ryan at two, and surprisingly, Baze at three.
Matt sıfır, Ryan iki ve şaşırtıcı bir şekilde Bazein üç doğrusu var.
I have seen enough Dr. Phil to know that everything that Cate yelled at Baze, she thinks about herself.
Dr Philli Catein Bazee bağırdığını bilecek kadar tanıdım, o kendini düşünüyor.
If you can't be straight with me, you're never gonna be straight with Cate and Baze and then you will be right back on my couch six months from now.
Eğer benimle dürüst olmazsan asla Cate ve Bazele de olamazsın ve şimdiden altı ay sonra benim gözetimimde oluyor olacaksın.
Even 16 years later, I have a way of ruining the night and still making it about me and Baze.
Yıl sonra bile geceyi mahvedip olayı Baze ve benimle ilgili bir hale getirmenin bir yolunu buldum.
Cate, she's going out tonight and wants Baze to keep an eye on me.
Cate… Bu gece dışarı çıkıyor ve Bazein bana göz kulak olmasını istiyor.
Melshi, Pao, Baze, Chirrut, you will take main squad, move east
Melshi, Pao, Baze, Chirrut, siz ana ekibi alıp doğuya hareket edin
Like me wishing that… That you and baze would get married and… And the three of us would live happily ever after.
Tıpkı benim, Bazele evlenmeni ve üçümüzün sonsuza kadar mutlu yaşamamızı istemem gibi.
being given back to Cate and Baze.
geçmemişken bir hakimin karşısında Cate ve Bazee verildim.
Baze says the lawsuit"aims[to] keep the paper under pressure, since it refused to make deals with the government.
Baze ise davayla'' hükümetle anlaşma yapmayı reddettiği için gazeteyi baskı altında tutmanın amaçlandığını'' söylüyor.
Oh, my God, we have so much to catch up on, but Baze will kill me if I'm late, so.
Aman Tanrım, çok var fazla, yetişmek için ama Baze öldürecek Beni çok, geç kaldım, eğer.
Former Voice of America and Radio Free Europe reporter Mero Baze considers himself a victim of this threat.
Amerikanın Sesi ve Özgür Avrupa Radyosunun eski muhabirlerinden Mero Baze de kendini bu tehdidin bir kurbanı olarak görüyor.
Wait-wait, so, Baze, Baze, Baze, when, uh, when's the last time you saw her… smoking cloves behind the dumpster?
Bekle, bekle Baze, Baze, Baze, onu en son gördüğünde çöpün arkasında sigara mı içiyordu?
I even joined the the basketball team to keep Baze happy, and you still think that I'm this mess-up kid who would steal
Hatta Bazei mutlu edebilmek için basketbol takımına da girdim. Ve sen hala herşeyi yüzüme gözüme bulaştırıp senden çalan
I mean, you spent what, 16 years blaming Baze, and now what, you're gonna spend the next 16 blaming me?
Yani, 16 yılı Bazei suçlayarak geçirdin ve şimdi de önümüzdeki 16 yılı da beni suçlayarak mı geçireceksin?
I have only known you for a few minutes, and I have known Baze for less than two weeks, but I know that he's twice the dad that you are.
Seni sadece bir kaç dakikadır tanıyorum Bazei ise iki haftadan daha az zamandır ama Bazein senden iki kat daha iyi bir baba olduğunu biliyorum.
Results: 179, Time: 0.1121

Top dictionary queries

English - Turkish