BEAUTEOUS in Turkish translation

['bjuːtiəs]
['bjuːtiəs]
güzel
good
beautiful
nice
pretty
fine
great
cool
lovely
well
sweet
sherryyle ben katıldık aşkın fiziksel ifadesi olan o güzelim
güzelim eşiğini geçtik sherryyle
nimetidir benim güzeller güzeli gelinim ölene dek
güzeller güzeli gelinim ölene dek senindir sevgim tanrilarin nimetidir

Examples of using Beauteous in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I cast dragon eyes… tiger claw… vorpal hand… blazing feet… beauteous wings… and finally, every other power I didn't mention by name!
Ejderha gözü yapıyorum kaplan pençesi kılıç el alevli ayaklar güzel kanatlar ve son olarak ismini söylemediğim diğer tüm güçlerim!
have caused to grow therein of every beauteous kind of plants.
oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her güzel türden yetiştirdik.
No, for this bud of love in summer's breath will prove a beauteous flower when next we meet.
Hayır, yaz nefesindeki bu aşk tomurcuğu bir dahaki görüşmemizde en güzel çiçeğe dönüşmüş olacak.
have caused it to bring out plants of all beauteous kinds?
içine dağlar yerleştirdik ve içinde her çeşit güzel bitkiler yetiştirdik?
brings forth every kind of beauteous verdure.
çeşit çeşit güzel bitkiler bitirir.
You see the earth all withered, then We send down rain upon it, and it bestirs itself, swells, and brings forth every kind of beauteous verdure.
Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiftten( ürünler) bitirir.
We would have her come to Rome and kneel at our feet and have those beauteous lips kiss the papal ring.
Onu Romaya getirtip ayaklarımız önünde diz çöktürüp o güzel dudaklarıyla Papalık yüzüğünü öptürteceğiz.
Miracle Man of Broadway Billy Rose's beauteous Aqua Belle Eleanor Holm sings Circe songs to Billy in Cleveland.
Broadwayin Mucize Adamı Billy Roseun Su Güzeli, dilber Eleanor Holm, Billyye baş çıkartıcı şarkılar söylüyor.
Kamar had seen the beauteous maid… and like many others,
Kamar genç kızın güzelliğini görmüş ve birçokları gibi o
Eluard the poet was with the beauteous Gala, and then Gala slipped off and seduced Max Ernst,
Şair Eluard güzellik tanrıçası Gala ile beraberdi, ve Gala çaktırmadan Max Ernsti baştan çıkardı,
But the beauteous Glory said for you to tell us, please, where her dwelling is.
Ama güzeller güzeli Glory, o kızın nerede yaşadığını bize söylemenizi rica etti.
But the beauteous glory said for you to tell us please… Where her dwelling is, who her friends are.
Ama güzeller güzeli Glory, o kızın nerede yaşadığını bize söylemenizi rica etti.
brings forth every kind of beauteous verdure.
çeşitli, çifterçifter güzelim nebatlar bitirir.
then We send down rain upon it, and it bestirs itself, swells, and brings forth every kind of beauteous verdure.
biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çifti bitirir.
we joined our… Sherry and I… We crossed that beauteous threshold.
fiziksel ifadesi olan o güzelim eşiğini geçtik.
County Anselmo and his beauteous sisters; the lady widow of Vitruvio;
İlçe Anselmo ve güzelliğin kız kardeş; Vitruvio, bayan dul,
Oh, beauteous!
Oh, çok güzel!
You're beauteous.
Sen güzel olan.
Dear beauteous death….
Sevgili, güzel Ölüm….
And the beauteous Marian.
Ve güzel Marianı.
Results: 104, Time: 0.0836

Top dictionary queries

English - Turkish