BROW in Turkish translation

[braʊ]
[braʊ]
kaş
eyebrow
brow
frown
alnını
take
get
here
buy
grab
al's
have
forehead
frontal
secure
browu
brow
yüz
hundred
face
facial
0
so
percent
turns
therefore
brow
kaşlarını
eyebrow
brow
frown
kaşındaki
eyebrow
brow
frown
kaşını
eyebrow
brow
frown
bir alın

Examples of using Brow in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bushier Brow Sensei.
Kalın Kaşlı Sensei.
Bushier Brow Sensei is gonna be okay! He's not gonna die!
Kalın Kaşlı Sensei konusunda endişelenme, ölmeyecek!
Caveman brow.
Mağara adamı kaşlı.
You and your furrowed brow.
Sen ve senin çatık kaşların.
I refer more to the shape and slope of the brow.
Daha çok şeklinden ve kaşlarının eğiminden bahsediyorum.
Sleeves rolled up Perspiring brow.
Kollar sıvandı, alınlar terledi.
Is your brow sweating'?
Yüzün mü terledi senin?
Or should I say brow?
Yoksa alnı mı demeliydim?
I barely know the man, absent furrowed brow.
Adamı çatık kaşları olmadan tanımıyordum bile.
Your fine, wide brow has four lines above each eye now.
Zarif, geniş alnında… kaşlarının üstünde dörder çizgi var.
Has four lines above each eye now. Your fine, wide brow.
Zarif, geniş alnında… kaşlarının üstünde dörder çizgi var.
What would you do with Greenie, big brow?
Yeşilliyi ne yaptın koca alın?
Big, heavy brow.
Büyük, ağır bir çehre.
Run of the mill stuff… sweat from the ordinary man's brow.
Değirmenler kalmadı… sıradan insanların alın terleri.
Vegas brow.
Vegas kaşı.
sees Helen's beauty in a brow of Egypt.
Helenin güzelliğini Mısırın bir kaşında görüyor.
I scanned the imprint, added flesh tones, and estimated a brow line.
Kalıbını taradım, ten rengi ve tahmini bir kaş çizgisi ekledim.
you won't lift a fetal pig's brow to stop it. I am being.
hemen orada teröristleşti ve kaldırmayacaksın fetus domuzu kaş durdurmak için.
The animal digs his sweaty brow into his cheek… and they stand in the dark for an hour… like a necking couple.
Hayvan terli alnını onun yanağına dayıyor… ve bir saat boyunca öylece duruyorlar karanlıkta… tıpkı sevişen bir çift gibi.
Tis but the pale reflex of Cynthia's brow; Nor that is not the lark whose notes do beat.
Tis ama Cynthia alnını soluk refleks; Nor notları yendi şaka değildir.
Results: 88, Time: 0.0831

Top dictionary queries

English - Turkish