BROWNS in Turkish translation

[braʊnz]
[braʊnz]
kahverengi
brown
tan
kahverengiye
brown
tan
kahverengilere
brown
tan
brownsu

Examples of using Browns in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Greys, browns, like that.
Gri, kahverengi gibi.
Blacks, browns, yellow, whatever. Parasites?
Asalaklar mı? Siyahlar, kahverengiler, sarılar… Neyse işte?
Homemade sugar browns here for your trip. Got you some.
Sana biraz… ev yapımı kahverengi şeker getirmiş seyahatın için.
Blacks, browns, yellow, whatever. Parasites?
Siyahlar, kahverengiler, sarılar, her neyse. Parazitler?
I had browns and tarantulas and black widows.
Kara dullar. Kahverengiler, tarantulalar ve.
I1}Blacks, browns, yellow, whatever.
Siyahlar, kahverengiler, sarılar, her neyse.
Blacks, browns, yellow, whatever. Parasites?
Herneyse. Parazitler? Siyahlar, kahverengiler, sarılar?
I1}Blacks, browns, yellow, whatever.
Herneyse. Siyahlar, kahverengiler, sarılar.
I1}Blacks, browns, yellow, whatever.
Sarılar… Neyse işte. Siyahlar, kahverengiler.
Blacks, browns, yellow, whatever. Parasites?
Sarılar… Neyse işte. Asalaklar mı? Siyahlar, kahverengiler.
Because it's gonna be away from the blues and the browns.
Yoksa maviler ve kahverengiler kapatır.
See the browns sneaking through, between the white?
Beyazlara karşına kahverengileri görüyorsunuz,?
Now I'm a Browns fan.
Şimdi ise Brownsun…-… taraftarıyım.
The Browns are down by 12 points.
Brownslar 12 puan geride.
The browns will need a good return here.
Brownsun güzel bir geri dönüşe ihtiyacı olacak.
They just want to separate the whites from the browns.
Beyazları kahverengilerden ayırmak istiyorlar.
No, because hash browns are potatoes.
Hayır çünkü Hash Brownslar da patates.
Brilliantly hued in blues, greens, violets, reds and browns.
Mavi, yeşil, menekşe, kırmızı ve kahverenginin çeşit çeşit tonlarını taşır.
As we arrived, we saw nothing but the dullest greens and browns.
Geldiğimizden beri en ruhsuz yeşil ve kahverengiden başka bir şey görmedik.
We saw nothing but the dullest greens and browns. As we arrived.
Geldiğimizde en soluk yeşil ve kahverenginden başka bir şey görmedik.
Results: 212, Time: 0.0504

Top dictionary queries

English - Turkish