CLEANSER in Turkish translation

['klenzər]
['klenzər]
temizleyici
cleaner
cleanser
freshener
the cleaner
remover
purifier
scrubber
decongestant
temizleyicileri
cleaners
scrubbers
washers
cleanser
sweeps
temizliyor
clean
clear
to purify
to cleanse
scrub
washing
wiping
temizlik maddeleri

Examples of using Cleanser in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You still washing your hair with Dutch cleanser, I see.
Bakıyorum saçını hâlâ Hollanda deterjanıyla yıkıyorsun.
A luxurious foot bath cleanser containing Dead Sea salts.
Ölü Deniz tuzu içeren lüks ayak banyosu sabunu.
It erases your past. It's also a memory cleanser.
Ayrıca hafızayı da siliyor. Geçmişini siliyor.
It erases your past. It's also a memory cleanser.
Geçmişini siliyor. Ayrıca hafızayı da siliyor.
Forensics found industrial cleanser at a scene.
Adli tıpçılar bir olay mahallinde endüstriyel temizlik malzemesi buldular.
It's THC-removing hair cleanser.
Saçtaki esrar kalıntısını götüren sprey.
Water alone is an inefficient skin cleanser because fats and proteins, which are components of organic soil,
Tek başına su verimli bir deri temizleyici değildir çünkü organik toprak parçaları, yağlar
Your cleanser and toner will synergize to remove excess oils,
Kullandığınız temizleyici ve tonik birlikte çalışarak; fazladan kir, yağ
No foaming cleanser, no lipstick… What kind of woman lives like this?
Köpüklü temizleyici yok, ruj yok… Ne biçim bir kadın böyle yaşar?
I think the little rat put mouthwash in my nasal spray and toilet cleanser in my mouthwash.
Sanırım o sıçan burun damlamın içine ağız çalkalama suyu… onun içine de tuvalet temizleyici koymuş.
And for me that involves driving home and scrubbing the toilet seat several times with industrial-strength cleanser.
Benim için bu eve gidip, tuvaleti endüstri tipi temizleyici ile ovalamak demektir.
In the shower, I use a water-activated gel cleanser, then a honey-almond body scrub, and on the face, an exfoliating gel scrub.
Duşta suyla kullanılan bir temizleme jeli ardından bal- bademli vücut losyonu sürüyorum.
Think of the other necessary skincare products: cleanser, toner, sunscreen, exfoliant and antioxidant.
Gerekli olarak görülen diğer cilt bakımı ürünlerini bir düşünün; temizleyiciler, tonikler, güneş kremleri, ölü deriyi attıranlar ve antioksidanlar.
See, I have a report right here that says the only thing in that syringe was bathroom cleanser.
Bak, elimde rapor var. O şırıngadaki tek şey, banyo temizleyicisiymiş.
If you have dry skin and you're less likely to get pimples, what you should be using is a gentle soap-free cleanser, a moisturizer with SPF in the morning, and a moisturizer at night.
Kuru bir cildiniz varsa ve nadiren sivilceniz çıkıyorsa, yapmanız gerek şey sabunsuz bir temizleyici… sabahları düşük güneş koruma faktörlü nemlendirici, akşamları ise normal nemlendirici kullanmak.
Can come a harsh chemical cleansers' smell next with the mildew on the shower curtain.
Duş perdesindeki küf kokusunun yanısıra sert bir kimyasal temizleyici kokusu gelebilir.
No cleansers. No rags, no sponges, no paper towels.
Temizlik maddesi, paspas ya da sünger yok.
Found three different cleansers under the sink.
Lavabonun altında üç farklı temizlik maddesi buldum.
I'm allergic to the cleansers here.
Buradaki temizlik malzemelerine alerjim var.
Have some cleanser.
Biraz temizleyici iç.
Results: 141, Time: 0.0668

Top dictionary queries

English - Turkish