CORNS in Turkish translation

[kɔːnz]
[kɔːnz]
mısır
corn
egyptian
egypt
popcorn
maize
nasırlar
nasser
callus
corns
bunion
nasir
callouses
nasr
nassir
nasır
nasser
callus
corns
bunion
nasir
callouses
nasr
nassir
nasırlarım
nasser
callus
corns
bunion
nasir
callouses
nasr
nassir

Examples of using Corns in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Unplagu would with corns will have a bout with you.-- Ah ha, my mistresses! which of you all.
Unplagu would mısır ile bir butik olacak.-- ha Ah, benim metresleri! tüm.
Threads in all colors, ointment for corns, Cotton underpants, glues, needles.
Iç çamaşırları… Her renkten iplikler, nasırlar için merhem. Pamuklu donlar, tutkal, dikiş iğneleri.
They also have really big gummy bears. I have got some candy corns, lollipops.
Bende biraz şeker, mısır, lolipop… Büyük ayılı sakızlardan da var.
I will swear hath corns; am I come near you now?
dainty yapar o, o, ben mısır indirdiği yemin etmeyecek, ben şimdi size yakın geldim?
If I were cutting corns, I would wanna know whose feet I was gonna have to be monkeying around with.
Nasır kesiyor olsanız, ellediğiniz ayağın kime ait olduğunu bilmek istersiniz.
corns will be roasted I will apply the lemon and salt- only then will get the corns.
ısınınca mısırlar közlenir… limon ve tuz ekleyeyim, ancak o zaman mısır ikram edilecek.
candy corns and syrup.
şeker mısırı, ve şurup.
I'm talking standability, drought tolerance, Grain-to-stover ratio that is the envy of all corns.
Kuraklığa dayanıklılıktan ve mısır tanesi-koçan oranı diğer tüm mısırları kıskandıran şeyden söz ediyorum.
Listen, you just keep those Social Security checks coming and I will be in to rub your corns.
Dinleyin, sadece şu Sosyal Güvenlik çeklerini bana verin ve ben de sizin nasırlarınızı ovayım.
And to my esteemed colleague Judge Smith, if you're going to trim the stinky, smelly white corns you're gonna have to do the same thing to the black ones.
Ve saygın meslektaşım Hakim Smith, Pis kokan beyaz nasırları kırpacaksan aynısını siyahlara da yapman gerekecek.
LUCKY FOR YOU, SELLING CORN FLAKES IS WHAT I DO BEST.
Şanslısınız ki, mısır gevreği satmak en iyi yaptığım iştir.
This corn is killing me.
Bu nasır mahvetti beni.
WHAT DO YOU THINK SELLS CORN FLAKES?
Mısır gevreklerini ne sattırıyor sanıyorsunuz?
LOOKS LIKE YOU'RE EATING A CORN COB.
Mısır koçanı yiyormuşsun gibi.
But these are the ear drops. If you wanna use the corn remover, be my guest.
Kulak damlası bunlar ama nasır çıkarıcıyı kullanmak istiyorsan buyur.
BEETS AND CORN ON THE COB IS REALLY GOOD.
Pancar ve mısır koçanı gerçekten leziz.
After a month, you have a corn… the so called"Borrow corn.
Bir ay sonra bir nasır oluşuyor. Porrow denen nasır.
YOUR POPPIN' CORN IS 3-D!
Patlayan mısır… 3 boyutlu!
I have a corn on my right foot.
Sağ ayağımda nasır var.
YOU MAKE HIM SOUND LIKE A BOX OF CORN FLAKES.
Ondan, bir kutu mısır gevreğiymiş gibi bahsediyorsunuz.
Results: 48, Time: 0.0455

Top dictionary queries

English - Turkish