DOODLING in Turkish translation

['duːdliŋ]
['duːdliŋ]
karalama
slandering
to defame
scribbling
denigrate
çiziktiriyordu
karalayarak
slandering
to defame
scribbling
denigrate
karalamaya
slandering
to defame
scribbling
denigrate

Examples of using Doodling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Okay, Dad, you work two days a week, and you spent the entire last staff meeting doodling a pineapple.
Tamam baba, haftada 2 gün çalışıyorsun… son ekip toplantısının tamamını… ananas karalayarak geçirdin.
Scottish artist Katie Paterson, and she says she got the idea while doodling.
bu fikrin aklına karalama yaparken geldiğini söylüyor.
There is a powerful cultural norm against doodling in settings in which we are supposed to learn something.
Birşey öğrenmemiz gerektiği düşünülen yerlerde karalamaya karşı çok güçlü bir kültürel norm var.
Yeah, well, it's just some quantum mechanics… with a little string theory doodling around the edges.
Evet, bu sadece kuantum mekaniği. Kenarlarına, gelişi güzel sicim teorisini karaladım.
Additionally, I have heard horror stories from people whose teachers scolded them, of course, for doodling in classrooms.
Ek olarak, öğretmenleri tarafından örneğin sınıfta karalama yaptıkları için azarlanan insanlardan korku hikayeleri dinledim.
And here's the truth: doodling is an incredibly powerful tool, and it is a
Doğru olan şey şu: karalama yapmak inanılmaz derecede kuvvetli bir araç
I think that means doodling is native to us
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu
On the contrary, doodling should be leveraged in precisely those situations where information density is very high
Tam aksine, karalama yapmak, tam da bilgi yoğunluğunun ve ve o bilgiyi alma ihtiyacının çok yüksek olduğu o
In fact, he said, we now know that squirming and doodling, often seen as a sign of boredom, can actually help combat it by keeping people more physically alert.
Aslında, genellikle sıkıntı işareti olarak görülen kıvranma ve karalamanın insanları fiziksel olarak daha ayık hale getirerek bununla mücadele etmesini sağlayabilir.
They look just like normal squiggles or doodling, like you would do while on the phone.
Bunlar, anlamsız karalamalara benziyor. Hani telefonda konuşurken falan çizeriz ya.
I spend a lot of time teaching adults how to use visual language and doodling in the workplace.
Zamanımın çoğunu yetişkinlere, işyerinde görsel dili ve karalama yapmayı nasıl kullanacaklarını öğreterek geçiriyorum.
I was joking… There was some guy doodling on a napkin, and I was like,'Hey,
şaka yaptım… bir adam peçeteye çiziktiriyordu… Hey, Muhammedi çiziyor dedim…
There was some guy doodling on a napkin!
şaka yaptım… bir adam peçeteye çiziktiriyordu… Hey, Muhammedi çiziyor dedim… ve sen kafayı yedin dostum!
Studies show that sketching and doodling improve our comprehension-- and our creative thinking. So why do we still feel embarrassed when we're caught doodling in a meeting? Sunni Brown says:
Araştırmalar, eskiz ve karalama yapmanın kavrayışımızı ve yaratıcı düşünmemizi geliştirdiğini gösteriyor. Peki neden hala bir toplantıda karalama yaparken yakalandığımızda utanıyoruz? Sunni Brown karalamacılara çağrıda bulunuyor:
Come on, no doodling.
Hadi çocuklar, karalamak yok.
This doodling thing's for real.
O çiziktirmeler gerçek bir işmiş.
Mr. Bailey. Stop doodling in your notebook.
Bay Maley, defterini karalamayı bırak.
I will stop pacing if you stop doodling.
Sen karalama yapmayı bırakırsan, ben de volta atmayı bırakırım.
Instead of taking notes, I spent the whole class doodling.
Notlar alma yerine bütün dersi orayı burayı karalayarak geçirdim.
And you think you're going to find an answer doodling.
Bir kağıda karalama yaparak bulacağını mı sanıyorsun?
Results: 638, Time: 0.0427

Top dictionary queries

English - Turkish