ERIN in Turkish translation

['erin]
['erin]
erini
private
sooner
PFC
pvt.
seaman
eventually
enlisted
erinle
private
sooner
PFC
pvt.
seaman
eventually
enlisted

Examples of using Erin in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
No, I just… I don't mean Erin. Yup, she's done.
Halletti. Hayır ben Erini kastetmedim.- Evet.
Fine, it was me. I couldn't-- I had a problem with Erin last night.
Kalkmad-- Erinle dün gece sıkıntı yaşadık. Sorun bende.
Yup, she's done. No, I just… I don't mean Erin.
Hayır ben Erini kastetmedim.- Evet. Halletti.
I couldn't-- I had a problem with Erin last night. Fine, it was me.
Kalkmad-- Erinle dün gece sıkıntı yaşadık. Sorun bende.
Yep, she's done. No, I just… I don't mean Erin.
Halletti.- Evet. Hayır ben Erini kastetmedim.
Have you talked to Erin?
Erinle konuştun mu?
Yup, she's done. No, I just… I don't mean Erin.
Halletti.- Evet. Hayır ben Erini kastetmedim.
No, I just… I don't mean Erin. Yup, she's done.
Halletti.- Evet. Hayır ben Erini kastetmedim.
Maybe because you and Erin used to be an item?
Belki de Erinle sen bir zamanlar birlikte olduğunuz için öyle düşünmüşsündür?
No, I just… I don't mean Erin. Yep, she's done.
Halletti.- Evet. Hayır ben Erini kastetmedim.
I had a problem with Erin last night.
Erinle dün gece sıkıntı yaşadık.
I talked to Erin, and I told her that I think we should bring Naday in.
Erinle konuştum ve Nadayi buraya getirmemiz gerektiğini söyledim.
You guys, uh, I want you to meet Erin.
Selam çocuklar, Erinle tanışmanızı istiyorum.
It will be last night, when you were talking to Erin on your cell phone.
Dün geceye döndün. Erinle cep telefonundan konuşuyorsun.
We will lose contact with Erin!- No!
Yok hayır! Erinle bağlantıyı kaybedeceğiz!
God, I wish Daniel would date someone other than that Erin.
Tanrım, keşke Daniel Erinden başka birileriyle çıksa.
You hated Erin until ten minutes ago.
On dakika öncesine kadar Erinden nefret ediyordun.
Believe me, Erin, we're trying everything.
İnan bana, Erin, elimizden geleni deniyoruz.
You were down there with Erin Andrews?
Erin Andrewsla birlikteymişsin orada?
Erin Embry dressed this window?
Erin Embry mi tasarladı bu vitrini?
Results: 1907, Time: 0.051

Top dictionary queries

English - Turkish