FORKS in Turkish translation

[fɔːks]
[fɔːks]
çatal
fork
spork
cutlery
tines
utensils
silverware
dowsing
forks
am really liking forks
çatallar
fork
spork
cutlery
tines
utensils
silverware
dowsing
çatalları
fork
spork
cutlery
tines
utensils
silverware
dowsing
çatalı
fork
spork
cutlery
tines
utensils
silverware
dowsing

Examples of using Forks in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
That's a lot, Mom. Forks on the left.
Çokmuş anne. Çatallar solda.
Charlie Swan is Bella Swan's father and works as a police officer in Forks.
Charlie Swan Bella Swannın babası, Forks kasabasında polistir.
Shrimp Forks, why would you get so much Bunny Money?
Karides Çatalı, neden bu kadar Tavşan Para aldın?
Oh, right, we shouldn't share forks because of your rampant mouth VD.
Oh, doğru, ağzındaki bakteriyel yaralardan dolayı çatalları paylaşmamalıyız.
Plates in the cabinet, forks in the drawer… Understood? if you want some.
Anladın mı? Tabaklar dolapta, çatallar çekmecede… yemek istiyorsan tabii.
as supernatural as the Forks itself.
bizon kadar kadim Forks kadar doğaüstü.
Darling, we really need to rethink those fondue forks.
Hayatım, fondü çatalı konusunu gözden geçirmemiz şart oldu.
you pass out the forks.
sen çatalları dağıt.
Drink out of glasses… We eat with silverware, knives and forks.
Gümüşlerle yiyebiliriz- bıçaklar ve çatallar.
his wife voted this morning at Forks River Elementary in Elmwood.
eşi… bu sabah Elmwooddaki Forks River İlkokulunda oy kullandılar.
Forks down, we're working!
Çatalı bırak, iş var!
Maria, forks.
Maria, çatalları düzelt.
He says… we will blunt the knives. Blunt the knives, bend the forks.
Bıçakları köreltecekmişiz! Körlensin bıçaklar Bükülsün çatallar.
his wife voted this morning at Forks River Elementary in Elmwood.
eşi bu sabah Forks Ricer İlkokulunda oy verdiler.
Ported the cylinder, modified the forks.
Silindirleri monte ettim ve çatalı modifiyeledim.
The captain forgot the forks. No.
Yok. Kaptan çatalları unuttu.
Forks, knives. I don't even care if it's stolen.
Çalıntı olmaları umurumda değil. Değerli gümüşten… çatallar, bıçaklar.
Old Shrimp Forks.
Karides çatalı.
No. The captain forgot the forks.
Yok. Kaptan çatalları unuttu.
Let's go, Shrimp Forks.
Gidelim Karides Çatalı.
Results: 430, Time: 0.0424

Top dictionary queries

English - Turkish