FRISBEES in Turkish translation

frizbi
frisbee
ultimate
frisbie
frizbiler
frisbee
ultimate
frisbie
frizbileri
frisbee
ultimate
frisbie

Examples of using Frisbees in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Surely there's another beach somewhere where Mr. Singer and his freaky friends can throw their Frisbees.
Eminim Bay Singerın ve ucube arkadaşlarının frisbee oynayabilecekleri başka plajlar da vardır.
So just, like, Frisbees and notepads?
Scooterla yolculuk yapıyorsun.- Anladım, yani frizbi oynuyorsun ve?
I need to look at birds, trees, people doing things… like throwing Frisbees, rollerblading, that kind of thing.
Kuşlara, ağaçlara, bir şeyler yapan, frizbi fırlatan, patenle kayan… insanlara bakmalıyım. İşte bu tür şeyler.
Fanged Frisbees are quite literally normal Frisbees with fangs
Tazı Dişli Frizbiler gerçekten de tazı dişine sahiptirler ve Ateş Kadehinde sene
Let's just whip the frisbees at each other as hard as we can
Frizbileri birbirimize en sert şekilde atıp ilk
I just need to reorder some promotional Frisbees, and say a quick hi to Merv,
Birkaç tane tanıtım frizbisi siparişi vereceğim ve on yılı aşkındır bana bardak altlığı
kind of a universal. that baseball outfielders use to catch fly balls, which shows that the basic, underlying mechanism is that dogs use the same strategy to catch frisbees.
toplarını yakalamak için kullandığı, Bu temel, temel mekanizma olduğunu göstermektedir Köpeklerin frizbi yakalamak için aynı stratejiyi kullandıkları bu davranışa yol gösterici bir tür evrenseldir.
one rubber snake, five frisbees, one walkie talkie,
bir plastik yılan, beş frizbi, bir volki tolki
The frisbees are herds of enormous circular,
Frizbiler, büyük dairesel sürülerdir
soccer balls and Beanie Babies and Frisbees.
oyuncaklar, frizbiler, Bütün aile dışarı çıkardı, anne, baba, çocuklar.
I don't know, Korvo. Can nickel alloy catch a Frisbee in the air?
Nikel alaşımı havada frizbi yakalayabilir mi? Bilmiyorum Korvo?
Frisbee, Frisbee, sex and travel, man.- Loser!
Ezik! Frisbee, Frisbee, seks ve yolculuk adamım!
Of course I kept it. A Frisbee, maybe, but not a hat.
Elbette sakladım.{ \an2} -Bir frizbi belki ama şapka değil.
Frisbee, honey, what are you doing? Could you get Mommy a soda?
Frisbee tatlım, annene kola getirir misin?
Hey, Frisbee, don't worry. They're gonna notice something.
Hey Frisbee, endişelenme.- Fark edecekler.
Frisbee, Frisbee, sex and travel, man.- Loser!
Frisbee, Frisbee, seks ve yolculuk adamım. Ezik!
Frisbee, honey? Sweetie?
Frisbee, tatlım? Ttalım?
They're gonna notice something. Hey, Frisbee, don't worry.
Fark edecekler. -Hey Frisbee, endişelenme.
I gave him a Frisbee once, he used it to serve hors d'oeuvres.
Ona birkeresinde bir firizbi verdim, onu ordovr servisi yapmak için kullandı.
We got our Frisbee stuck.
Frizbimiz ağaca takıldı.
Results: 51, Time: 0.0377

Top dictionary queries

English - Turkish