HICKMAN in Turkish translation

hickmanın
hickmanı

Examples of using Hickman in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
She's with Hickman… in Cannes?
Cannesta… Hickmanle mi birlikte?
Do you know where Hickman is?
Hickmanın nerede olduğunu biliyor musun?
Harv Hickman, The magazine publisher?
Harv Hickman mı? Dergi yayıncısı olan mı?.
Uh, no, I was talking to Hickman.
Oh, hayır, Hickmanle konuşuyordum.
I'm sorry about Mr. Hickman. Good.
Güzel. Bay Hickman için üzüldüm.
Kenny, my name's Kevin Hickman and I want you to know
Kenny, benim adım Kevin Hickman şunu bilmeni isterim
Hickman insisted he wasn't stalking,
Hickman, takipçilik yapmadığında,
Amy, since you're the only person that Mark Hickman doesn't know, please find him
Amy, Mark Hickmanın tanımadığı tek kişi sen olduğuna göre lütfen onu bul
If Hickman killed her, why perjure himself to get Price and risk turning the spotlight his way? Door opens?
Eğer Hickman onu öldürdüyse neden dikkatleri üzerine çekmeyi göze alıp, Priceı içeri tıkmak için yalancı şahitlik yapsın?
I fired Hickman when I was in Internal Affairs,
İç İşlerindeyken, Hickmanı ben kovmuştum, o yüzden onun
And Hickman having been in the church where the Uzi was found means a known perjurer who was accused of planting evidence is available to the defense. It can't get any worse.
Ve Hickmanın da UZInin bulunduğu kilisede olması delil yerleştirmekle suçlanmış, yalancı şahit olduğu bilinen birinin savunmanın da işine yaraması anlamına gelir.
Okay, Hickman seems to know way too much about what goes on around here,
Pekala, Hickman burada olup bitenlerle ilgili çok fazla şey biliyor gibi.
Buzz, if you would transfer that video of Sherry Hickman to the big monitor on Mike's desk- so our witness can clearly see it.
Buzz, Sherry Hickmanın şu görüntüsünü Mikeın masasındaki büyük monitöre aktarırsan, tanığımız net olarak görebilsin.
She could hardly have a more personal stake in the outcome, but leave Hickman out of it.
Dunnın sonuçtan daha fazla kişisel çıkarı olamaz, ama Hickmanı bu işe bulaştırma.
If you find the wrong kind of heroin and Sherry Hickman tries to cooperate, I think I will be making an arrest.
Yanlış tür eroin bulursanız ve Sherry Hickman iş birliği yapmaya çalışırsa sanırım bir tutuklama yapıyor olacağım.
If you find him, make sure Detective Hickman gets over there, unless you want him to have grounds for beating his arrest.
Eğer onu bulursanız Dedektif Hickmanın yanınıza geldiğinden emin olun. Tabii eğer tutuklanmayı atlatmak için haklara sahip olmasını istemiyorsanız.
Margaret Weis and Tracy Hickman kept his involvement at a minimum, only describing him
Margaret Weis and Tracy Hickman onun katılımını en aza indirgemiş,
And I kept his name out of it because… why upset people? I backstopped all the information Hickman gave me?
Hickmanın bana verdiği bütün bilgileri ardımda bıraktım, onun adını bu işe bulaştırmadım, çünkü… insanları niye üzeyim ki?
Look, I guarantee you the second I hand in my reports on these casings, Hickman will be put off limits.
Bak, seni temin ederim, bu kovanlarla ilgili raporumu teslim ettiğim an Hickman devre dışı kalacak.
And I'm sorry, Chief, but his presence at the church means Mark Hickman can no longer be ignored.
Üzgünüm, Şef, ama kilisedeki varlığı Mark Hickmanın artık görmezden gelinemeyeceği anlamına geliyor.
Results: 169, Time: 0.0341

Top dictionary queries

English - Turkish