LARVAE in Turkish translation

['lɑːviː]
['lɑːviː]
larva
maggot
grubs
larvası
maggot
grubs
larvaları
maggot
grubs
larvalar
maggot
grubs

Examples of using Larvae in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He kept one of the larvae, didn't he?
Bir larvayı kurtarmış, değil mi?
Their larvae are unknown.
Larvalarının konakçısı bilinmiyor.
When the larvae become fireflies, I will be able to go back home.
Larvadan çıkıp ateş böceği olduklarında evime dönebileceğim.
The bugs lay eggs, hatch larvae, and then seek out new hosts.
Böcekler yumurtalarını yerleştirir larvadan çıkıp, yerleşecek yeni bir yerler ararlar.
Until I can confirm all the larvae inside of him have been frozen to death.
İçindeki tüm larvaların donup öldüklerini doğrulayıncaya kadar.
If you do all the larvae will be removed like they were a bad dream.
Bütün larvaların kötü bir rüya gibi yok olmasını istiyorsan evet.
The high survival rate of cod eggs and larvae from 1978-1983 is explained by four factors.
Yıllarında morina yumurtaları ve larvalarının yüksek hayatta kalma oranları dört faktörle açıklanmaktadır.
It's an organic poison derived from beetle larvae.
Böcek larvalarından elde edilen organik bir zehir.
They control mosquito larvae, among other things.
Sivrisinek larvalarını kontrol altında tutarlar, başka şeyleri de.
She's inhabited by ghosts, phantoms, larvae and chrysalises.
Larvalarla ve kozalarla doludur. O hortlaklarla, hayaletlerle.
So you actually create the larvae.
Larvayı sen yarattın demek.
Makes the flowers grow, the larvae of the insects develop faster.
Çiçekleri büyütür, böcek larvalarının daha hızlı gelişmesini sağlar.
And in them, safe from predators, the ants keep their eggs and larvae.
Karıncalar, yumurta ve larvalarını güvenle avcılardan uzak bu yumrulara bırakırlar.
The contagion can only be contracted through exposure to the larvae.
Sadece larvalara maruz kalmakla yayılıyor. Salgın.
They're full of the larvae that you see there on the scope.
Mikroskopta göreceğin larvalarla dolu.
Skunk hair was found in the larvae at Floressa's crime scene. No. Why?
Floressanın olay mahallindeki larvalarda kokarca kılı bulundu. Hayır, neden?
What these larvae want is a lift, a ride.
Bu larvaların amacı otostop yapmak.
And then seek out new hosts. the bugs lay eggs, hatch larvae.
Böcekler yumurtalarını yerleştirir… larvadan çıkıp, yerleşecek yeni bir yerler ararlar.
Probably incubation. To fully develop, the larvae need water.
Tamamen gelişmek için, larvaların suya ihtiyacı vardı. Büyük ihtimalle kuluçka dönemiydi.
Until i can confirm all the larvae inside of him.
İçindeki tüm larvaların donup öldüklerini doğrulayıncaya kadar.
Results: 355, Time: 0.036

Top dictionary queries

English - Turkish