LIBRARIAN in Turkish translation

[lai'breəriən]
[lai'breəriən]
kütüphaneci
library
librarian
kütüphanecisi
library
librarian
kütüphanecinin
library
librarian
kütüphaneciyi
library
librarian

Examples of using Librarian in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A librarian, maybe?
Kütüphanecisinizdir belki de?
And I asked the librarian for a book on stars.
Ve kütüphane memuruna yıldızlar hakkındaki kitapları sordum.
But the librarian told me one day I will be a great catch.
Ama kütüphanecimiz, bir gün kimsenin beni topa tutamayacağını söyledi.
She is always hanging with that creepy librarian… in that creepy library.
O tüyler ürpertici kütüphanede o tüyler ürpertici kütüphaneciyle takılır.
The guy looks like a librarian!
Adam kütüphaneciye benziyordu!
They made me assistant librarian.
Beni kütüphane asistanı yaptılar.
Only our librarian, Mr Pattinson.- But he's away.
Kütüphanecimiz Bay Pattinson vardı ama gitti.
Chief librarian, monsieur.
Kütüphane şefi bayım.
And meet the Librarian.
Kütüphaneciyle tanışın.
You put together what happened to Ed's librarian, turned him against me.
Edin kütüphanecisine olanları bir araya getirip, onu bana düşman ettin.
Help the librarian!
Kütüphaneciye yardım et!
Our librarian reads a chapter every day after dinner.
Kütüphanecimiz her gün akşam yemeğinden sonra kitaplardan bir bölüm okur.
You want to play librarian?
Kütüphanecilik oynamak ister misin?
Man, who would have thought that being a librarian could be so tough.
Dostum kütüphaneciyle beraber olmanın ne kadar zor olduğunu anlamışsınızdır.
The librarian Grace worked with?
Gracele kütüphanede çalışan mı?
I talked to the librarian.
Kütüphaneciyle konuştum.
Ann wants to marry a librarian.
Ann kütüphaneciyle evlenmek istiyor.
Excuse me, sir. I couldn't help overhearing your conversation with the librarian.
Affedersiniz. Kütüphaneciyle konuşmanıza istemeden kulak misafiri oldum.
Not that you look like a librarian, or a nerd.
Kütüphaneciye ya da ineğe benzediğinden değil.
Not a bookworm! I'm a librarian.
Ben kütüphaneciyim. Bir kitap kurdu değilim.
Results: 660, Time: 0.0524

Top dictionary queries

English - Turkish