OILY in Turkish translation

['oili]
['oili]
yağlı
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing
yağcı
flattering
smarmy
greaser
oily
obsequious
sycophantic
warty
yağlıydı
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing
yağlıdırlar
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing
yağ
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing

Examples of using Oily in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You're an angel, oily.
Sen bir meleksin Olly.
Chuck's oily, but he's not evil oily.
Chuck, petrolcü. Ama kötü olanlarından değil.
Thanks, oily.
Teşekkür ederim Olly.
Come on, oily!
Haydi! Haydi Olly!
The Riverton Agency just telephoned me that she and her oily acrobat arrived a half an hour ago in a cozy little inn at Honfleur.
Riverton Ajansı az önce arayıp, o yağcı akrobatla yarım saat önce Honfleurde şirin bir otelde buluştuğunu söyledi.
Except for the odd, eyeball-rolling darkie… to take his place alongside the swarthy yid, the oily lebantine, and others.
Şu gözlerini devirerek bakan tuhaf zenci dışında. Esmer Yahudi ile yağcı Lübnanlı ve diğerlerinin yanında yer alanı diyorum.
a man so oily… Exxon might want to reconsider buying stock in him. seems to be calling the shots… But the biggest danger is the man who.
kararları veren adam… menajeri Paul Gill, adam o kadar yağcı ki… petrol şirketleri onun hissesini alabilir.
Because I fell on your oily sidewalk, and I can't chop onions or flip burgers or make a fist.
Ve soğanları kesemiyorum, burgerleri çeviremiyorum ya da yumruk alamıyorum. çünkü yağlı kaldırıma düştüm.
sweating. You eat oily fish, you go up in the air….
sararıp terlemeye başlayacaksın. Yağlı balık yersen, havadayken.
My pet Bushie, you have liked your meat deep-fried and oily ever since you were little.
Senin derin benim evcil hayvanımın yağda kızartılmış… hali gibi olacak. Küçüklüğünden beri çeşmelerinde petrol akmasını hayal ederdin.
and rub their oily butts in your face.
sonra bir koltuga baglayip, yagli kiclarini suratina ovucaklar.
Yeah, you know Earl, his probation officer With the oily hair and the tooth?
Evet Earl, onun gözetim memuru Şu saçlarını yağlayan ve dişlek olan adam?
You should eat two portions of fish a week, one oily, the baby needs it.
Her hafta iki porsiyon balık yemelisin. Biri yağlı olmalı. Bebeğin ihtiyacı var.
Due to the oily nature of these active substances(essential oils, tinctures and extracts),
Bu aktif maddelerin( uçucu yağlar, tentürler ve ekstraktlar) yağlı doğası nedeniyle, pastiller genellikle maddeyi emülsiye eden
laying a bait trail of chum, pulped oily fish, to try and attract a great white to the boat.
Ezilmiş, yağlı balıktan oluşan bir yem atarak büyük beyazı tekneye çekmeye çalışıyorlar.
Oily scalp.
Yağlı kafa derisi.
Oily print.
Yağlı iz.
Oily hair?
Yağlı saçlara'' mı?
It tastes oily.
Yağlı bir tadı var.
Fresh Oily Cakes.
Taze yağlı kekler.
Results: 430, Time: 0.0584

Top dictionary queries

English - Turkish