PEONIES in Turkish translation

['piːəniz]
['piːəniz]
şakayıklar
peony
şakayıkları
peony
peonilerinden

Examples of using Peonies in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You know these special peonies are damaged by the rain.
Bu özel şakayıkların yağmurdan korktuklarını biliyorsun.
You deserved the peonies.
Şakayığı hak etmiştin sen.
We need peonies.
Şakayıklara ihtiyacımız var.
Oh, I love peonies.
Oh, şakayıklara bayılırım.
And it's lilacs and peonies, not Viola.
Leylak ve karanfiller olacak, Viola değil.
You prefer peonies?
Şakayık olmasını mı isterdin?
Peonies for the flowers.
Çiçekler şakayık olacak.
Peonies, huh?
Sakayik mi aldin?
Peonies, huh?
Şakayık mı aldın?
Clark, I found the peonies.
Clark, Karanfil buldum.
Your mother always loved… peonies.
Annen her zaman severdi… karanfilleri.
That's five dozen peonies.
Bu beş düzine peonies.
And eagles would one day spring from this hell hole? What wild optimist could have foreseen that peonies.
Hangi çılgın iyimser şakayık ve kartalların… günün birinde bu cehennemde doğacağını tahmin edebilirdi?
take some peonies from there, new bouquet up here, 40 minutes.
biraz şakayık al, buketi hazırla ve 40 dakika içinde burada ol.
Among the key scenes, we can name in which he's contemplating the falling petals. the description opening with In this time, the peonies….
Önemli sahneler olarak adlandırabileceklerimiz arasında… Bu dönemde, şakayıklar… açılışı yer alır… ki taçyaprakları dökülmesini tasarlamıştır.
some flowers, and two peonies. Anne had received a diary as a birthday present.
açık mavi gömlek, yapboz, bir kâse kaymak, birkaç çiçek… iki şakayık aldı.
Someone bought up all the peonies. And when I called to confirm my limo, it would been rented by a bachelorette party.
Biri tüm şakayıkları almış,… ve limuzinimi kesinleştirmek için aradığımda,… Jerseyde bir bayan bekarlığa veda partisi için kiralanmıştı.
And two peonies. a light blue shirt, a puzzle, a pot of cream, some flowers, Anne had received a diary as a birthday present.
Anne doğum günü hediyesi olarak bir günlük, açık mavi gömlek, yapboz, bir kâse kaymak, birkaç çiçek… iki şakayık aldı.
I have always heard, though, that… I don't know if you have them. But black peonies are much bigger.
Ama ben hep şöyle duydum, sizde var mı bilmiyorum ama siyah şakayıklar çok daha büyükmüş.
Not a plane ticket for tomorrow at 9:02 a. I would be buying you peonies, Love.
Yarın sabah 09.02ye uçak bileti değil. Sana şakayıklar alırdım Love.
Results: 65, Time: 0.0942

Top dictionary queries

English - Turkish