PURIFIERS in Turkish translation

['pjʊərifaiəz]
['pjʊərifaiəz]
saflık savaşçılarını
saflık savaşçılarının
saflık savaşçılarına
arıtıcısı
purifiers

Examples of using Purifiers in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Air purifiers compromised.
Hava temizleyicileri tehlikede.
Purifiers, flame extractors.
Arındırıcılar, alev sıkıştırıcılar.
Her brother helped found the Purifiers.
Erkek kardeşi, Arıtıcıları bulmaya yardım etti.
Allah loveth the purifiers.
Allah, temizlenenleri sever.
Lam not selling water purifiers.
Ben burada su arıtma cihazı satmıyorum.
Dug up medical supplies, water purifiers, flares.
Bir sürü tıbbi malzeme, su arıtma cihazları, işaret fişekleri çıkardım.
Yes, I bought water purifiers.
Evet, aldım o su arıtıcılarından.
Decided her clicks might be dangerous. But one day, some Purifiers heard her.
Bir gün Saflık Savaşçıları onu duydu ve… çıkardığı seslerin tehlikeli olabileceğine karar verdi.
But one day, some Purifiers heard her, decided her clicks might be dangerous.
Bir gün Saflık Savaşçıları onu duydu ve… çıkardığı seslerin tehlikeli olabileceğine karar verdi.
Cause we need to keep the citizen militias out there, showing the people that the Purifiers are part of the solution.
Çünkü vatandaş milisini sokaklarda tutup… halka Saflık Savaşçılarının… çözümün bir parçası olduğunu göstermeliyiz.
Part of the solution. showing the people that the Purifiers are'Cause we need to keep the citizen militias out there.
Çünkü vatandaş milisini sokaklarda tutup… halka Saflık Savaşçılarının… çözümün bir parçası olduğunu göstermeliyiz.
Showing the people that the Purifiers are'Cause we need to keep the citizen militias out there, part of the solution.
Çünkü vatandaş milisini sokaklarda tutup… halka Saflık Savaşçılarının… çözümün bir parçası olduğunu göstermeliyiz.
I did buy them. But if I were in the kind of relationship you're talking about, I wouldn't have bought her water purifiers.
Aldım ama, bahsettiğin gibi o tür bir ilişkim olsaydı kadının su arıtıcılarını almazdım.
To murder Lauren. That Purifier was trying.
O Saflık Savaşçısı, Laurenı öldürmeye kalktı.
Water purifier.
Su arıtma cihazı.
That Purifier was trying to murder Lauren.
O Saflık Savaşçısı, Laurenı öldürmeye kalktı.
Water purifier, check.
Su arıtıcısı, tamam.
They're the ones that attacked the Purifier compound.
Saflık Savaşçısı yerleşkesine saldıranlar onlar.
I need a water purifier…-Hey.
Bana su arıtma cihazı lazım. -Hey.
Do you need a water purifier? Hey, wait.
Su arıtma cihazı lazım mı? Hey, bir saniye.
Results: 48, Time: 0.0451

Top dictionary queries

English - Turkish