SANDPAPER in Turkish translation

['sændpeipər]
['sændpeipər]
zımpara
sandpaper
sander
zımparayı
sandpaper
sander

Examples of using Sandpaper in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I will get some sandpaper!
Biraz zımpara kağıdı alırım!
If you wanna pick up the sandpaper and get going on it, son.
Zımpara kağıdını alarak başlayabilirsin. Sen de işe koyul, evlat.
You mean I should give in and begin selling sandpaper?
Yani vazgeçip zımpara kağıdı mı satayım?
I mean, if you're gonna do something, do something about those sandpaper elbows.
Yani, eğer bir şeyler yapman gerekiyorsa dirseklerini zımparala.
My God, with those sandpaper hands.
Tanrım, ellerin zımpara gibi.
your veins rub together like sandpaper.
bittiğinde damarların zımpara kağıdı gibi birbirine yapışır.
This toilet paper is like sandpaper.
Bu tuvalet kağıdı zımpara kağıdı gibi.
Don't worry, all I need is a cigarette lighter and some sandpaper.
Endişelenme, tüm ihtiyacım olan bir çakmak ve biraz zımpara kağıdı.
Sheer masculinity and some imaginary sandpaper?
Çıplak erkeklik ve hayali zımpara kağıdıyla mı?
Made the padding hard and made the leather like sandpaper.
Bu da iç dolguyu sertleştirip deriyi de zımpara kâğıdı gibi yapmış.
I don't know about you, but that would put some sandpaper up my ass.
Seni bilmem ama bu benim yüreğimi epey burkuyor.
I don't know about you, but that'dput some sandpaper up my ass.
Seni bilmem ama bu benim yüreğimi epey burkuyor.
Oh, yeah.- Sandpaper.
Ah evet.- Zımpara kağıdı.
Sandpaper. Oh, yeah.
Ah evet.- Zımpara kağıdı.
Because mine feel like sandpaper.
Gözlerin kuru mu çünkü benimkiler zımpara kağıdı gibi?
Saw scraping, sandpaper scratching.
Testere sıyırır, zımpara kağıdı kazır.
They said once it dries, all you can use to unstick it is a chisel or a scraper or sandpaper.
Bir kere kuruduğunda, çıkartmanız için… ancak neşter, spatula ya da zımpara kullanmalısınz dediler.
silk and sandpaper, Elton John, Madonna.
ipek ve zımpara… Elton John ve Madonna gibiyiz.
Missed you. even with the sandpaper hands. No one's as good as you, Jane.
Seni özledim. Kimse senin kadar iyi olamaz, Jane… bu zımpara ellerle bile.
With no atmosphere to smooth it, it turns out to be fine as flour, but rough as sandpaper.
Düzeltecek bir atmosfer bulunmayınca un gibi ince, ama zımpara kadar sert.
Results: 60, Time: 0.0362

Top dictionary queries

English - Turkish