SEASHELLS in Turkish translation

['siːʃelz]
['siːʃelz]
deniz kabuklarını
deniz kabuklarıyla

Examples of using Seashells in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
That's why you get, you know, you get seashells up on Mount Everest.
Deniz kabuklarını Everest Dağının üstünde bulmanızın sebebi de budur.
Last summer, I helped my cousin Antonia pick up seashells.
Mesela geçen yaz kuzenim Antoniaya deniz kabuğu toplamasında yardım ettim.
Galaxies. Plants. Seashells.
Galaksiler, bitkiler, deniz kabukları.
You can still find seashells if you keep your eyes open.
Eğer gözlerini dört açarsan hala deniz kabuklarını bulabilirsin.
She sells seashells in Chelsea.
O, Chelseade deniz kabuğu satıyor.
She sells seashells by the seashore.
O, sahilde deniz kabukları satar.
I mean, if she wanted to make money, she would sell seashells by the subway.
Yani, eğer para kazanmak istiyorsa, deniz kabuklarını metroda satmalı.
Her favorite is chocolate seashells.
VlANNE: O nun favorisi Deniz kabuğu çikolatası.
They clearly lived in the sea because seashells are found alongside them in the rocks.
Denizde yaşadıkları kesin çünkü, kayalarda, onlarla birlikte deniz kabukları bulundu.
They want poison pens and exploding seashells.
Eğer zehirli kalemleri ve patlayan deniz kabuklarını isterlerse.
Chocolate seashells. So small, so plain, so innocent.
Öyle küçük, öyle saf, öyle masumlarki. Deniz kabuğu çikolataları.
These are corals and seashells from islands in the Pacific.
Bunlar da Pasifikteki adalardan mercanlar ve deniz kabukları.
We came to the Caribbean for him to study seashells.
Incelemesi için gelmiştik. Karayiplere deniz kabuklarını.
Cocktail napkins? Seashells.
Kokteyl peçeteleri mi? Deniz kabukları.
Chocolate seashells.
Çikolata deniz kabuklarını.
We can go back to sunny Florida and you can collect your seashells.
Güneşli Floridaya geri dönebiliriz ve deniz kabuklarını toplayabilirsiniz.
Her favourite is chocolate seashells.
VlANNE: O nun favorisi Deniz kabuğu çikolatası.
Like lavender and seashells and hope.
Tıpkı lavander gibi ve deniz kabuğu ve umut.
I love you more than seashells.
Seni deniz kabuklarından daha çok seviyorum.
My lucky seashells?
Uğurlu deniz kabuklarım?
Results: 78, Time: 0.0452

Top dictionary queries

English - Turkish