SHAVES in Turkish translation

[ʃeivz]
[ʃeivz]
tıraş
shave
razor
haircut
the shaving
traş
shave
razor
haircut
a shaving
tıraşlar
shave
kazıması
scraping
to scratch
to imbed

Examples of using Shaves in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ten minutes to get your haircuts and shaves.
Saçlarınızı kesip tıraş olmanız için 10 dakika.
I'm one of those low-rise briefs guys who shaves his chest.
Beni alçak sesle konuşan göğsünü traş etmiş… slip don giyen adamlardan biri olduğumu düşünmesini istemem.
Who shaves in a bathtub anyway?
Küvette kim tıraş olur ki?
I know his brother shaves his chest.
Kardeşinin göğsünü tıraş ettiğini biliyorum.
My husband shaves every other day.
Kocam iki günde bir tıraş olur.
And I bet Jo Larken shaves her pubes.
Jo Larken da kesin etek tıraşı yapmıştır.
He shaves every day.
O her gün tıraş olur.
Ten minutes to get your haircuts and shaves.
Saçlarınızı kesip tıraş olmanız için 10 dakika.
Mary shaves her legs more often than Alice does.
Mary kendi bacaklarını Aliceden daha sık tıraş eder.
Fawn shaves herself from toe to chin. Every single day.
Fawn kendini ayak baş parmağından çenesine kadar tıraş ediyor.
Deborah's son shaves.
Deborahın oğlu tıraş olur.
This is how a real man shaves.
Gerçek erkekler böyle tıraş olur.
He shaves himself every day.
O her gün kendini tıraş eder.
In a town with only one barber, who shaves the barber?
Tek berberi olan bir kasabada, berberi kim tıraş eder?
Audrey shaves between her boobs.
Audrey memelerinin arasını traş ediyor.
I shall just have to suffer through a few more rough shaves till I see you again.
Seni bir daha görene kadar kör usturayla tıraş olmaya katlanmam gerekecek.
She shaves her legs.
O bacaklarını tıraş eder.
Someone in that apartment shaves their face and leaves their stubble in the sink,
Oradaki evde birileri tıraş oluyor Ve kıllarını lavaboya bırakıyor.
And when he goes into the bathroom and shaves at night, it's uh-oh time, better click on the TV,
Ne zaman ki geceleyin banyoya gidip tıraş olsa sevişme zamanın geldiğini anlayıp televizyonu açar
What kind of man gets up in the morning,… not knowing whether he will be alive at the end of the day? showers, shaves, and goes to work?
Nasıl bir insan sabah duş alır, tıraş olur, işine gider… ama günün sonunu getiremeyeceğinden emin olmadan?
Results: 107, Time: 0.0413

Top dictionary queries

English - Turkish