SHOPPING in Turkish translation

['ʃɒpiŋ]
['ʃɒpiŋ]
alışveriş
shopping
grocery
to shop
purchase
transaction
store
buy
mall
trade
retail
alışverişe
shopping
grocery
to shop
purchase
transaction
store
buy
mall
trade
retail
alışverişi
shopping
grocery
to shop
purchase
transaction
store
buy
mall
trade
retail
alışverişine
shopping
grocery
to shop
purchase
transaction
store
buy
mall
trade
retail

Examples of using Shopping in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I took randy shopping.
ben de Randyi alış verişe götürdüm.
Too much? Not unless you're going grocery shopping in Texas.
Çok mu oldu? Teksasta market alışverişine gitmiyoruz.
We're shopping for Rory.
Rory için alışveriş ediyoruz.
You don't seem very excited. She's out… shopping.
Pek heyecanlı görünmüyorsunuz. Alışverişe çıktı.
I will go shopping.
ikimiz alış verişe gideceğiz.
Oh, my God. We are going shopping for baby clothes immediately.
Aman tanrım! Hemen bebek giysisi alışverişine çıkıyoruz.
No, shopping first.
Hayır, önce alışveriş.
Tell him to stop jabbering and go shopping. That's a beginning.
Bu daha başlangıç. Ona, gevezeliği kesip alış verişe gitmesini söyle.
Every Wednesday, regular as clockwork. She says Marjorie Saubers goes grocery shopping.
Marjorie Saubersın her çarşamba düzenli market alışverişine gittiğini söyledi.
Guys… shopping on next stop?
Beyler… sonraki durağımız, alışveriş.
That's a beginning. Tell him to stop jabbering and go shopping.
Bu daha başlangıç. Ona, gevezeliği kesip alış verişe gitmesini söyle.
We are going shopping for baby clothes immediately. Oh, my God.
Aman tanrım! Hemen bebek giysisi alışverişine çıkıyoruz.
That wasn't really shopping.
O tam alışveriş sayılmazdı.
She says, get your tail home, you're taking her shopping.
Eve gelmeni, onu alış verişe götüreceğini söylüyor.
Car, mahjong, shopping… Apartment. and your whores!
Ev, araba, Mahjong, alışveriş… ve senin orospuların!
We're going shopping to pick out my dress to be your date at Ryan's wedding.
Ryanın düğününde senin yanında giyecek elbise almak için alış verişe gideceğiz.
Robots do our shopping. They cook for us. They serve our meal.
Robotlar alışverişimizi yapıyorlar,… yemeğimizi pişiriyorlar ve masayı hazırlıyorlar.
Welcome, your shopping starts now!
Hoş geldiniz, alışverişiniz şimdi başlıyor!
I hate clothes shopping.
Giyecek alışverişinden nefret ederim.
He brings her shopping, he's in good with the woman.
KAdının alışverişlerini getiriyor. Arası çok iyi.
Results: 5742, Time: 0.0715

Top dictionary queries

English - Turkish