SNAKES in Turkish translation

[sneiks]
[sneiks]
yılanlar
snake
serpent
viper
eel
snakes
yılan
snake
serpent
viper
eel
yılanları
snake
serpent
viper
eel
yılanların
snake
serpent
viper
eel

Examples of using Snakes in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I just think one of your snakes finally bit you.
Sanırım yılanlarından biri sonunda seni ısırdı.
Nine of the ten most poisonous snakes in the world live in Australia.
Dünyadali on zehirli yılandan dokuzu Avustralya'' da yaşar.
Who would crush the snakes of the earth.
Dünyanın yılanlarını ezecek.
I will kill you if you touch my snakes.
Eğer yılanlarıma dokunursan seni gebertirim.
What about sea snakes?
Su yılanlarına ne dersin?
I find it interesting that I am only afraid of snakes when Booth is around to be jumped upon.
Yılanlardan sadece Booth etraftayken korkmam çok ilginç bence.
But tales of monster sea snakes aren't limited to northern Europe.
Fakat canavar deniz yılanı hikâyeleri Kuzey Avrupayla sınırlı değildir.
They also attract snakes.
Bununla birlikte yılanlarda da bulunur.
One in 1 0 of the snakes are totally blinded.
Her on yılandan biri tamamen kör.
The snakes hardened turtle-like top lip enables it to scrape them off.
Yılanın kaplumbağa benzeri üst dudağı, yumurtaları sıyırabilmesini sağlıyor.
Show off his snakes?
Yılanlarıyla gösteri yapmasını mı?
People that know snakes in person don't think that way at all.
Yılanı yakından tanıyanlar hiç o şekilde düşünmüyorlar.
We can ask Sanghwan's dad to bring his snakes.
Sanghwanın babasından yılanlarını getirmesini isteriz.
Tom isn't afraid of snakes, even poisonous ones.
Tom yılandan korkmaz, zehirlilerinden bile.
Send forth your snakes and bring Priya back to me.
Yılanlarını gönder ve Priyayı bana geri getir.
Snakes, no matter how they're raised, have the instinct to hunt.
Yılanlarda avlanmak içgüdüseldir, nerede büyüdükleri önemsiz.
Snakes were both revered and worshipped and feared by early civilizations.
Eski medeniyetler yılanlara saygı gösterir onlara tapar ve onlardan korkarlardı.
Dice snakes hibernate from October to April in dry holes near the water.
Damalı su yılanı, suyun yakınındaki kuru deliklerde Ekimden Nisana kadar kış uykusuna yatar.
Walking idols and guns that turns into snakes?
Yürüyen heykeller, yılana dönüşen silahlar!
Walsh, one of your snakes just bit Morales.
Walsh, yılanlarından biri Moralesı ısırdı.
Results: 2263, Time: 0.0503

Top dictionary queries

English - Turkish