SPLENIC in Turkish translation

dalak
spleen
splenic
splenik
splenic
dalağında
spleen
splenic
dalakta
spleen
splenic

Examples of using Splenic in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We got a possible liver or splenic lac.
Muhtemel karaciğer ya da dalak yırtığı.
grade 2 splenic laceration.
evre 2 dalak laserasyonu.
And bagged the splenic artery.
Dalağa giden atardamarı delip geçmiş.
I considered splenic salvage, but I can't control the bleeding.
Dalağı kurtarmayı düşündüm ama kanamayı kontrol altına alamıyorum.
The tear in the splenic capsule is much worse than I anticipated.
Dalaktaki yırtık düşündüğümden daha kötü.
Daughter's CT shows a grade-2 splenic lac.
Kızın CTsi dalağının yırtıldığını gösteriyor.
Could be a splenic rupture, but it's hard to tell.
Dalağı yırtılmış olabilir ama anlaşılması zor.
Page Benton, it's a splenic injury.
Bentonı arayın. Dalağından yaralanmış.
An inch to the left, the bullet might have nicked your splenic artery.
Santim sola kaysa, mermi dalağınızı parçalayabilirdi.
Well, we need to anastomose the splenic to the left renal vein,
Peki, gerek dalak anastomoz sol renal ven,
We would like to try and do something called a splenic embolization so that we can repair it without doing surgery.
Dalak embolizasyonu denilen bir yöntem denemek istiyoruz. Böylece ameliyat etmeden düzeltebiliriz.
As you know, your son had a splenic laceration and intra-abdominal bleeding that we went into the operating room to control.
Bildiğiniz gibi oğlunuzun dalağında yırtık vardı ve karındaki iç kanamayı ameliyathanede kontrol altına aldık.
And then I'm looking at these numbers and the splenic damage, is he doing what I think he's doing?
Tahlil sonuçlarına ve dalak hasarına da bakarsak yaptığını düşündüğüm şeyi mi yapıyor?
That's Mr. Jarvis, who needs a lung resection, not Mr. Wallace with a splenic hemorrhage.
Bu, akciğer rezeksiyonu geçirmesi gereken Bay Javis dalağında kanama olan Bay Wallace değil.
I couldn't locate the source of his bleeding until I found a hole in his diaphragm, realised he had a splenic laceration.
Kanamanın yerini önce bulamadım ama diyaframında bir boşluk buldum ve dalakta yırtılma olduğunu fark ettim.
There, we will irritate the splenic ganglion and cause a spasm,
Orada dalak sinir düğümünü tahriş ediyoruz
And the good news is that the bleeding has stopped, but the splenic aneurysm could burst at any moment.
İyi haber, kanama şimdilik durdu ama dalak anevrizması her an patlayabilir.
things I can't explain, like lymphadenopathy, splenic infarcts, a well-healed scar on his upper right chest.
ama açıklayamadığım şeyler var… limpadenopati, splenik infarct göğsünün sağ üstündeki iyileşmiş yara izi gibi.
may refer in some sources to a specific subset of'extreme acanthocytes' that have undergone splenic modification whereby additional cell membrane loss has blunted the spicules and the cells have become spherocytic('spheroacanthocyte'), as seen in some patients with severe liver disease.
olan bazı kişilerde görüldüğü üzere spikülleri körelten ve hücrelerin sferositik hale geldiği( sferoakantosit) splenik modifikasyona uğramış belirli bir alt kümeye işaret edebilir.
Splenic rupture.
Dalak yırtılmış.
Results: 109, Time: 0.2284

Top dictionary queries

English - Turkish