STAMINA in Turkish translation

['stæminə]
['stæminə]
güç
power
strength
force
difficult
dayanıklı
tough
durable
resistant
strong
resilient
sturdy
indestructible
impervious
hardy
strength
dayanıklılık
tough
durable
resistant
strong
resilient
sturdy
indestructible
impervious
hardy
strength
dayanma gücü
enerjisi
energy
power
dayanıklılığı
tough
durable
resistant
strong
resilient
sturdy
indestructible
impervious
hardy
strength
dayanıklılığa
tough
durable
resistant
strong
resilient
sturdy
indestructible
impervious
hardy
strength
gücü
power
strength
force
difficult
gücümdür
power
strength
force
difficult
bir dayanma gücün

Examples of using Stamina in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Tom doesn't have the stamina to win.
Tomun kazanacak gücü yok.
They say it increases stamina.
Dayanıklılığı artırdığını söylüyorlar.
But won't last much longer. This man has stamina.
Bu adam dayanıklı ama çok fazla sürmez, bilginize.
He had enough stamina to run a marathon.
Onun bir maraton koşmak için yeterli gücü vardı.
He's got lots of stamina.
O çok dayanıklı biri.
That pig-headed Vulcan stamina.
Vulcanlıların inatçı dayanıklılığı.
Or muscular stamina. I find no remaining evidence of Klingon aggression.
Klingon saldırganlığı veya kas gücü bulgusu yok.
Somethingroyal's colt could have an unusual mix of speed and stamina.
Somethingroyalın tayı alışılmadık bir biçimde hızlı ve dayanıklı olabilir.
Impressive musculature and stamina.
Kas sistemi ve dayanıklılığı etkileyici.
I find no remaining evidence of Klingon aggression or muscular stamina.
Klingon saldırganlığı veya kas gücü bulgusu yok.
But the dogs have stamina.
Ama köpekler de dayanıklı.
Improves blood circulation and stamina.
Kan dolaşımını ve dayanıklılığı artırır.
But the calf has stamina.
Ama yavru daha dayanıklı.
If you showed sufficient stamina. Of course.
Elbette. Eğer yeterli dayanıklılığı gösterseydin.
Of course. If you showed sufficient stamina.
Elbette. Eğer yeterli dayanıklılığı gösterseydin.
Teamwork and stamina on Africa's open plains have proved to be a winning combination.
Takım çalışması ve dayanıklılığın, Afrikanın geniş ovalarında kazanma kombinasyonunu teşkil ettiği kanıtlandı.
With you, stamina's a bad thing.
Seninle, enerji kötü bir şey.
Luv, my stamina's never been an issue.
Aşkım, benim dayanıklılığım hiç sorun olmadı.
Camria, praise your stamina.
Camria, dayanıklılığına şükürler olsun.
It requires unlimited stamina.
Sınırsız enerji gerektiriyor.
Results: 188, Time: 0.048

Top dictionary queries

English - Turkish