SUBURB in Turkish translation

['sʌb3ːb]
['sʌb3ːb]
banliyösü
suburban
commuter
varoşlara
suburban
ghetto
slum
hood
favela
inner-city
slumdog
the suburbs
mahallesinde
neighborhood
parish
banliyösünde
suburban
commuter
banliyö
suburban
commuter

Examples of using Suburb in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Probably a suburb.
Muhtemelen şehir dışında.
She relocated to a suburb outside London years ago.
Yıllar önce Londrada bir varoşa yeniden yerleşti.
The stingy French worked with a suburb theatre some of you must have heard of.
Cimri Fransızlar bir taşra tiyatrosu ile çalışmışlar, bazılarınız duymuş olabilir: Jignitza.
The suburb of the city is located approximately 24 kilometres from the airport.
Kahramanmaraş şehir merkezine yaklaşık 24 km uzaklıktadır.
Suburb of Charleston.
Charlestonun kenar mahallesi.
One suburb down.
Suburb of Lille, Northern France.
Suburban Lille, Fransanın Kuzeyi.
Suburb of Lille, Northern France.
Suburban Lille, Fransanın Kuzeyi 3 Ocak 1980.
What if I straightened my hair and moved into some white suburb?
Saçımı düzleştirip, beyazların yaşadığı bir mahalleye taşınmış olsaydım… kim olduğumu anlayabilir miydin?
It's a working-class suburb.
İşçi sınıfının yaşadığı bir yer.
Suburb outside of Raleigh.
Raleigh dışında banliyöde.
We have only ever known the suburb.
Biz sadece kenar mahalleleri biliyoruz.
Layla lived in a very wealthy suburb of New York.
Leyla, New Yorkun çok zengin bir banliyösünde yaşıyordu.
This is Dana Foster, she's a 34-year-old real-estate agent from the suburb of Blue Bell.
Bu Dana Foster, Blue Bell banliyösünde yaşayan 34 yaşında bir emlakçıymış.
An affluent, mostly white suburb Of new york city in westchester county.
New Yorkun Westchester ilçesinde çoğunlukla varlıklı beyazların yaşadığı şehirden uzak bir yerleşim yeri.
Suburb outside of Raleigh.- Where's the store?
Market neredeymiş?- Raleigh dışında banliyöde.
Only five drivers are left now that they reach the suburb.
Sadece beş sürücü kaldı şimdi banliyöüne ulaşıyorlar.
not a town or suburb.
şehir ya da mahalle değil.
Tucked away under motorway flyovers, it is in many ways a suburb of Mexico City itself.
Otoyol üst geçitlerinin altında birçok açıdan Mexico Citynin bir banliyösü.
Kobanya Station, south-east suburb.
Kobanya İstasyonu. Güneydoğuda bir varoş.
Results: 81, Time: 0.0483

Top dictionary queries

English - Turkish