SUNSHINE in Turkish translation

['sʌnʃain]
['sʌnʃain]
günışığı
sunshine
daylight
sunlight
a sunbeam
the earthlight
sunray
günışığım
sunshine
daylight
sunlight
a sunbeam
the earthlight
sunray
günışığını
sunshine
daylight
sunlight
a sunbeam
the earthlight
sunray

Examples of using Sunshine in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And you brought sunshine.
Ve güneş ışığını da getirmişsin.
The sunshine may also bring them an extra benefit.
Güneş ışığının onlara fazladan bir getirisi de olabilir.
I'm moving to the Sunshine State.
Güneş Işığı Eyaletine( Florida) geçiyorum.
I got sunshine in a bag I'm useless I ain't happy I'm feeling glad.
Bir çantada gün ışığım var, işe yaramazım.
About the sunshine girl's fate. Natsumi was the one who told me.
Natsumi-san bana Gün Işığı Kızının kaderinden bahsetti.
Morning, Sunshine.- Hey, Tay.
Günaydın, günışığım.- Selam, Tay.
Talking to you, sunshine. It's been really nice Hmm.
Seninle konuşmak gerçekten güzeldi, günışığı. Hmm.
They're just here to let sunshine in.
Sadece güneş ışığını içeri alırlar.
I'm walking on sunshine♪.
Gün ışığında yürüyorum.
Little sunshine never hurt nobody.
Biraz güneş ışığının kimseye bir zararı dokunmaz.
The Sunshine State.
Güneş Işığı Eyaleti.
I ain't happy I'm feeling glad I got sunshine in a bag I'm useless.
Bir çantada gün ışığım var, işe yaramazım.
Natsumi was the one who told me about the sunshine girl's fate.
Natsumi-san bana Gün Işığı Kızının kaderinden bahsetti.
Sunshine, you're free! You're goin' home.
Özgürsün günışığım. Evine gidiyorsun.
Farrell. Head of the Sunshine Seekers Real Estate Company. Hi.
Farrell.- Selam. Günışığı Arayıcıları Emlakçılık.
Man likes bright sunshine.
İnsan parlak güneş ışığını sever.
I'm walking on sunshine♪.
Ben… Gün ışığında yürüyorum.
It's like I'm walkin' on sunshine!
Güneş ışığının üstünde yürümek gibi!
Everybody loves the sunshine.
Herkes günışığını sever.
I will try to see what is afoot at this… Camp Sunshine.
Ben de, şu Güneş Işığı Kampında neler döndüğünü anlamaya çalışayım.
Results: 1722, Time: 0.0781

Top dictionary queries

English - Turkish