TANGERINES in Turkish translation

[ˌtændʒə'riːnz]
[ˌtændʒə'riːnz]
mandalina
tangerine
mandarin
clementines
mandali̇na
tangerine
mandalinalar
tangerine
mandarin
clementines
mandalinaları
tangerine
mandarin
clementines

Examples of using Tangerines in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Then, your family grows tangerines too? Hey, you guys!
Hey, çocuklar! O zaman senin ailende mandalina yetiştiriyor?
And the tangerines rotting… So, the farmers had to give in.
Mandalinalar çürüdü. Böylece çiftçiler durumu kabullenmek zorunda kaldılar.
How many tangerines fit in this room?
Bu odaya kaç tane mandalina sığar?
That's it No, there are more tangerines.
Hayır, daha mandalinalar kaldı. Hepsi bitti.
She's here at Christmas giving out tangerines to the children.
Noel zamanı, çocuklara mandalina dağıtmıştı.
No, for tangerines mandarynki.
Hayır, mandalinalar için.
In Hokkaido, we don't even have tangerines, let alone zabons.
Hokkaidoda, pomeloyu bir yana bırak mandalina ağacımız bile yok.
At least have some of these, the tangerines look fine.
En azından bunları al, mandalinalar güzel görünüyor.
Yoon-ah, the tangerines are filled up.
Yoon-ah, mandalinalar doldu.
These tangerines look good.{\an8}If you accidentally picked those.
Yanlışlıkla onları topladıysan… Mandalinalar güzel görünüyor.
No, for tangerines.
Hayır, mandalinalar için.
Well, peel my tangerines, this is a night!
Mandalinalarımı soyuver, işte harika bir gece!
For the land where my tangerines grow.
Mandalinalarımın yetiştiği toprak parçası için.
I still love tangerines.
Hala mandalinaya bayılıyorum.
Should I bring the tangerines to your room?
Mandalinanı odana getireyim mi?
Tangerines are here.
MANDALİNALAR BURADA.
You shouldn't underestimate the beautifying power of tangerines!
Bu portakalların güzelleştirici gücünü hafife almamalısınız!
We have tangerines.
Mandalinalarımız var.
I can eat tangerines whenever I want.
İstediğim zaman portakal yiyebiliyorum.
This one ate only tangerines for weeks.
Haftalarca sadece mandalinayla beslenmiştir.
Results: 98, Time: 0.0461

Top dictionary queries

English - Turkish