TEAMMATES in Turkish translation

ekip arkadaşlarım
takım arkadaşlarının
takım arkadaşlarını

Examples of using Teammates in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
like Kerblam Man, not the Teammates.
tıpkı Kerblam Adam gibi, Takım Arkadaşı değiller.
He hated how casual his teammates were about being naked.
Takım arkadaşlarının çıplak olma konusunda nefret ediyordu.
You know MVP sold his own teammates out.
En değerli oyuncu seçilen adamın kendi takım arkadaşlarını sattığını biliyorsunuz.
But the pitcher has 7 teammates behind him.
Yakalayıcının arkasında koşacak kimse yoktur ama… atıcının arkasından koşacak 7 takım arkadaşı vardır.
Tom's teammates need him.
Tomun takım arkadaşlarının ona ihtiyacı var.
Michael Owen Liverpool teammates.
Michael Owen Liverpool Takım Arkadaşı.
Many artillerymen don't use view range, believing that teammates should spot the enemy.
Çoğu topçu birliği görüş menzilini kullanmaz; takım arkadaşlarının düşmanı görmesi gerektiğine inanır.
Jami Carragher Liverpool teammates.
Jami Carragher Liverpool Takım Arkadaşı.
Your teammates died because of you.
Takım arkadaşların senin yüzünden öldü.
Even his own teammates.
Kendi takım arkadaşlarından bile.
All your old teammates.
Eski takım arkadaşların.
We're teammates, right?
Biz takım arkadaşıyız, değil mi?
It's hard to focus on the game when your own teammates are playing against you.
Kendi takım arkadaşların sana karşı oynayınca oyuna odaklanmak zor.
We have good teammates.
Bizim iyi takım arkadaşlarımız var.
Have you met any of Tom's teammates?
Tomun takım arkadaşlarından herhangi biri ile tanıştınız mı?
We're not teammates.
Ekip arkadaşı değiliz.
We teammates, right?
Takım arkadaşıyız biz, değil mi?
I'm one of Tom's teammates.
Tomun takım arkadaşlarından biriyim.
None of Tom's teammates seem to like him very much.
Tomun takım arkadaşlarından hiçbiri onu çok fazla seviyor gibi görünmüyor.
His teammates were lying about him breaking his leg.
Takımdaki arkadaşları bacağını kırdığı konusunda yalan söylemiş.
Results: 177, Time: 0.0629

Top dictionary queries

English - Turkish