TRIGGERS in Turkish translation

['trigəz]
['trigəz]
tetikliyor
to trigger
bir tetikleyici
trigger
detonator
tetiklediğini
to trigger
tetikler
to trigger
tetikledi
to trigger
bir tetik
trigger
çikoiataya karşı

Examples of using Triggers in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It triggers a magnetic short circuit. When two field lines cross.
Bu iki alanın çizgileri çarpıştığı zaman… manyetik bir kısa devreyi tetikler.
Istanbul tremor triggers fears of the"big one.
İstanbuldaki sarsıntı'' büyük deprem'' korkularını tetikledi.
Yeah. They say taste and smell triggers the memory.
Evet. Tat ve kokunun hafızayı tetiklediğini söylüyorlar.
Triggers your greatest fear.
En büyük korkunu tetikler.
Demolishing the hospital is what triggers the time-shift.
Hastanenin yıkılması zaman değişimini tetikledi.
You know, people say that dopamine triggers pleasure.
Bilirsin, insanlar, dopaminin zevki tetiklediğini söyler.
But Holtz kills it and his vengeance somehow triggers the end of the world.
Fakat Holtz daha doğmadan onu öldürürse, intikamı dünyanın sonunun gelmesini bir şekilde tetikler.
We still don't know what triggers people shooting into the stratosphere.
Milletin atmosfere fırlamasını neyin tetiklediğini bilmiyoruz.
There are also three fake triggers and four fake trigger guards.
Ayrıca üç sahte tetikleme, dört sahte tetikleme muhafazası var.
What triggers have always shot mankind forward?
İnsanoğlunu ilerlemesini daima tetikleyen şey nedir?
We heard Iran wanted to obtain nuclear triggers.
İranın nükleer tetikleyiciler temin etmek istediğini duyduk.
There are no triggers.
Hiçbir tetikleyiciler vardır.
Young miss, I will need all the logs on behavioral modification triggers.
Genç bayan… Genç bayan, tetikleme davranışlarına ait tüm kayıtlara ihtiyacım var.
What triggers him?
Tetikleyici ne?
Ipecac is a natural herbal extract… that triggers the regurgitation reflex.
Ipecac, kusma refleksini tetikleyen… doğal bitki özüdür.
In response to emotional and cognitive triggers. There was an activation of Billy's fear network.
Billynin korkularını tetikleyen duygusal ve bilişsel bir şey oldu.
What if there's something else about him that triggers the meter?
Ya onda sayacı tetikleyen başka bir şey varsa?
Are designed to go off beneath 1,000 feet. Barometric and radar triggers.
Barometrik ve radar tetikleyiciler, bombayı… 300 metrenin altında patlatmak için tasarlanmıştır.
Carry a charge that triggers an explosive in the core.
Çekirdekte patlamayı tetikleyen bir şarj taşıyorlar.
Barometric and radar triggers are designed to go off beneath 1,000 feet.
Barometrik ve radar tetikleyiciler, bombayı… 300 metrenin altında patlatmak için tasarlanmıştır.
Results: 449, Time: 0.0675

Top dictionary queries

English - Turkish