UKULELE in Turkish translation

[ˌjuːkə'leili]
[ˌjuːkə'leili]
ukulele
gitar
guitar
ukulele
bir ukulele
's a ukulele
ukuieie
a ukulele
kitara
ukulele
to jam
ukelele
ukulele
ukeleleni düşününce

Examples of using Ukulele in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Really.- And don't forget that ukulele.
Ve ukuleleni de unutma. Gerçekten.
Do you think that he misses the ukulele?
Sence ukuleleyi özlüyor mudur?
I'm glad. I brought the ukulele I wanted to give you.
Sana vermek istediğim ukuleleyi getirdim. Sevindim.
No, from the ukulele Santa photo in the newspaper.
Hayır, gazetedeki ukuleleli Noel Baba fotoğrafından.
I will teach you how to play the ukulele if you want me to.
Öğretmemi istiyorsan sana ukuleleyi nasıl çalacağını öğretirim.
A ukulele with an Obama sticker on it.
Üstünde Obama etiketi olan bir kitara.
And don't forget that ukulele. Really.
Gerçekten.- Ve ukuleleni de unutma.
Really.- And don't forget that ukulele.
Gerçekten.- Ve ukuleleni de unutma.
Ms. Dan, I brought the ukulele for you.
Bayan Dan, ukuleleyi getirdim.
Ms. Dan. I want you to return the ukulele I gave you.
Bayan Dan. Sana verdiğim ukuleleyi geri istiyorum.
By the time the twins and I had got to Havana we would worked out a new routine, using only a ukulele and a harmonica.
İkizlerle Havanaya gittiğimizde sadece ukulele ve mızıka kullanarak yeni bir numara geliştirdik.
in the musical Once, in which he also performed on piano, guitar, ukulele, bass and percussion.
gitar, ukulele ve bas da kullandığı Once müzikalinde Andrej rolünü oynadı.
Jimmy has skipped the ukulele solo and moved on to the second verse of'Tardicaca hula gal' this has set back Nathan's plans immensely.
Jimmy gitar solosunu bırakıp,'' Tardicaca Hul Kızı'' parçasının başka versiyonuna geçti. Bu da Nathanın planlarının geri tepmesine neden oldu.
I'm probably biased'cause I'm local, but I can't imagine a honeymoon spot less exotic than a Waikiki hotel with a ukulele band in the lobby.
Buralı olduğum için muhtemelen tarafsız olamıyorum ama lobisinde ukulele grubunun olduğu bir Waikiki otelinden daha az egzotik bir balayı mekânı düşünemiyorum.
out a new routine, using only a ukulele and a harmonica. By the time the twins and I had got to Havana.
ben Havanaya gelene dek hem de sadece bir ukulele tamamen yeni bir rutini çalışmıştık.
Do you want to spend the rest of your life with a man who plays the ukulele and croons to you?
Hayatının geri kalanını ukulele çalıp şarkı mırıldanan biriyle mi geçirmek istiyorsun?
Using only a ukulele and a harmonica. By the time the twins
Hem de sadece bi ukuIeIe ve harmonika kuIIanarak.
With a ukulele band in the lobby. You know, I'm probably biased'cause I'm local, but I can't imagine a honeymoon spot less exotic than a Waikiki hotel.
Buralı olduğum için muhtemelen tarafsız olamıyorum… ama lobisinde ukulele grubunun olduğu bir Waikiki otelinden… daha az egzotik bir balayı mekânı düşünemiyorum.
I mean, when I think about you and your poor ukulele… lf there's ever anyzhing I can do for you… I can think of a million things.
Yani seni ve zavallı ukeleleni düşününce. Senin için yapabileceğim bir şey varsa. Milyonlarca şey var.
With a ukulele band in the lobby. but I can't imagine a honeymoon spot less exotic You know, I'm probably biased'cause I'm local, than a Waikiki hotel.
Buralı olduğum için muhtemelen tarafsız olamıyorum… ama lobisinde ukulele grubunun olduğu bir Waikiki otelinden… daha az egzotik bir balayı mekânı düşünemiyorum.
Results: 92, Time: 0.0566

Top dictionary queries

English - Turkish