WRINKLY in Turkish translation

['riŋkli]
['riŋkli]
kırışık
wrinkly
wrinkled
buruşuk
wrinkly
wrinkled
shriveled
crumpled
pucker up
crinkly
contorted
is mussed
creases
kırış kırış

Examples of using Wrinkly in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Gross! Ew! Wrinkly!
Ew! İğrenç! Kırışık!
Jiggling old wrinkly balls on behalf of the poor.
Yoksullar yararına yaşlı buruşuk taşaklarla oynuyor.
Yeah, too bad it's wrinkly.
Evet, çok kötü, kırışık.
You! You look very wrinkly.
Sen! Çok kırışık görünüyorsun.
Even if it's when… I'm old and wrinkly?
Yaşlı ve kırışıklı olsam bile mi?
That was old and wrinkly.
O da yaşlı ve buruş buruştu.
Women just get old and fat and wrinkly.
Kadınlarsa yaşlanır, şişmanlar ve kırışıklaşır.
She was so… small and wrinkly as an infant.
Bebekken… Çok küçük ve buruşuktu.
Get your wrinkly ass back to bed.
Buruşmuş kıçını yatağa geri getir hemen.
The cute wrinkly couple I met said scrapbooking was the key to their 50-year marriage.
Tanıştığım pörsümüş tatlı çift 50 yıllık evliliklerinin anahtarının resimli hatırat olduğunu söylemişti.
All gray and wrinkly and everyone hates me?
Saçlar grileşecek ve buruşacak, ve herkes benden nefret mi edecek?
Also,"wrinkly"?
Ayrıca'' Buruşuk'' mu?
Inside this saggy, wrinkly, really unbelievably gross body.
Bu sarkık, kırışık, mide bulandırıcı yaşlı vücudun içinde mahsur kaldım.
Women just get old… And fat and wrinkly.
Kadınlarsa yaşlanır, şişmanlar ve kırışır.
Kid, do I look green and wrinkly to you?
Çocuk! Yeşil ve buruşuk gibi mi görünüyorum?
Women just get old and fat and wrinkly.
Kadınlar sadece yaşlaanıyor… ve şişmanlıyor ve kırışıyor.
Why is she going away to get wrinkly old cock when she could stay at home and have my massive young pole?
Neden evde kalıp büyük taze aletlere sahip olabilecekken, uzaklara gidiyor kırışık eskimiş bir aletle?
I only knew'cause this wrinkly guy-- um, he works at the mini-mart-- he told me that you lived here because.
Şeyden biliyorum, şu mini marketteki buruşuk adam senin burada yaşadığını söyledi. Çünkü.
Do you wear the scarf, because it's pretty or to cover your wrinkly neck?
Eşarbı takar mısın, çünkü çok güzel ya da kırışık boynunu örtmek?
white, wrinkly body on top of you with his loose skin and old balls.
taşakları buruş buruş olunca sen beni çok ararsın.
Results: 59, Time: 0.0407

Top dictionary queries

English - Turkish