YAK in Turkish translation

[jæk]
[jæk]
öküz
ox
jerk
yak
bull
cow
steer
bullock
dick
lunk
yak
burn
light
cremation
fire
to cremate
to hurt
burning down
a bonfire
tibet sığırı
sığır
cattle
beef
cow
bovine
ox
yak
sirloin
yaktan
burn
light
fire
torch
incinerate
ignite
kindle
burning
öküzün
ox
jerk
yak
bull
cow
steer
bullock
dick
lunk
öküzü
ox
jerk
yak
bull
cow
steer
bullock
dick
lunk

Examples of using Yak in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I will never get that yak to vomit again.
O öküzü bir daha asla kusturmayacağım.
Remember the teachings of philosopher Dasan, Jeong Yak Yong.
Filozof Dasan, Jeong Yak Yongun öğretilerini hatırla.
It's actually a type of yak.
Bu bir çeşit öküz.
We want a Kenny nylon and a Kenny yak.
Bir Kenny Naylon ve bir Kenny Yak istiyoruz.
A red-coated pygmy hairless yak.
Kırmızı kaplı, cüce, tüysüz öküz.
Using primitive bellows, they kindle fires of dry yak dung and make tea.
Basit körük kullanarak gübre ile ateş ve kuru çay hazırlamak yak.
A red coated pygmy hairless yak.
Kırmızı kaplı, cüce, tüysüz öküz.
They add barley flour and rancid yak butter.
Arpa unu ve tereyağı ekşimiş yak.
As you know, you have ingested a large quantity of yak urine.
Bildiğin üzere, midene bol miktarda Yak sidiği girmiş.
That's'cause I put yak in your drink.
Sebebi içeceğinin içine yak atmış olmam.
Most Tibetans drink many cups of yak butter tea daily.
Çoğu Tibetli günde birkaç bardak yak yağı çayı içmektedir.
So, where in New York could one find authentic yak stew?
Peki, nerede New Yorkta otantik yak yahnisi bulabilirim?
And then I created the voice of Yellow-bellied Yak.
Sonrasında bende sarı göbekli yak sesini yarattım.
Learn how to saddle your Yak.
Yakını nasıl eyerleyeceğini öğren.
So we didn't fall out of the butt of the great sky yak?
Yani büyük gök öküzünün poposundan düşmedik mi?
Out of the butt of the great sky yak? So we didn't fall?
Yani büyük gök öküzünün poposundan düşmedik mi?
Yeah, well, if my chicken had horns, he would be my yak.
Evet, eğer tavuğumun boynuzları olsaydı benim öküzüm olabilirdi.
And now a yak.
Şimdi de bir Tibet sığırı.
I gambled with yak bones against local tribesmen.
Yak öküzü kemiklerine karşı bile oynadım.
She is as stubborn as a yak.
Tibet öküzü gibi inatçıdır.
Results: 95, Time: 0.0972

Top dictionary queries

English - Turkish