Examples of using Asar in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ben sergiyi asar, sen buradan çıkana kadar hazır ederim.
İnsanlar, süsler ve ışıklar asar.
At hırsızlarını asar, katilleri serbest bırakırlar.
Onları ayaklarından asar ve elektrik verirler, ama biraz.
Hapishanenin bahçesindeki çardakta kendini asar. 1987de, 93 yaşında.
Dükkanın tam önündeki diplomamın yanına asar.
O sık sık toplantıları asar.
Kasaplar, hayvanın boğazını keser ve baş aşağı asar.
Savaşın sonunda, general madalyalarını duvara asar.
Lisher bağırsaklarını meydana asar.
Tom çok sık dersi asar.
Hendrixi asar.
Eğer kral yakalarsa bizi, asar hepimizi.
Şerif seni asar.
Sahiden yaparım, gider kendimi asar, kendimi.
Eğer bu sefer dedektif bizi yakalarsa kesin bizi daha farklı asar.
Ajanımız yakalanırsa, Hükümet bizi kurutmak için ipe asar.
Şu belediye başkanı, yeniden seçilmek için öz annesini bile asar.
Şu belediye başkanı, yeniden seçilmek için öz annesini bile asar.
Yoksa Başkan Saddam Hüseyin de seni Fawad gibi asar.