ATLAR in English translation

horses
beygir
ati
atı
bir at
ata
atla
jumps
atlayın
atlamak
atlayışı
bir atlayış
zıplamak
hemen
sıçrama
atlar
horsies
atlar
horse
beygir
ati
atı
bir at
ata
atla
jump
atlayın
atlamak
atlayışı
bir atlayış
zıplamak
hemen
sıçrama
atlar
jumped
atlayın
atlamak
atlayışı
bir atlayış
zıplamak
hemen
sıçrama
atlar

Examples of using Atlar in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bir şambrel ve bir kask bulup kanala atlar.
He grabs an inner tube, a helmet, jumps into the channel.
Tüm yük hayvanları kutsal hayvanlardır. Atlar kutsaldır.
All beasts of burden are sacred animals. The horse is divine.
Hadi, hadi, atlar.
Come on, horsies.
Hayır. Dawkins ve DEVGRU açık havada yüksek irtifadan atlar.
No, with clear skies, Jack and Devgru jump in from high altitude.
Hey! Atlar için bu!
It's for horses. Hey!
Büyük bir şelale. Bates ateşli bir binadan atlar.
A big waterfall. Bates jumps from a building on fire.
O çocuklar böyle bir şansın üstüne atlar.
Those kids jump at the chance. I will pick up some slack.
Bütün bu atlar ve o ev.
All those horses and that house.
Bir köpek havlaması duyar ve gerçeğe şiddetle atlar.
He hears a dog bark and jumps violently back to reality.
Türler atlar.
The species jump.
Atlar cana yakın hayvanlardır.
Horses are friendly animals.
Bazıları kaçmak için içip içip arabayla köprüden atlar.
Some people drive drunk and jump off the bridge over Han River.
prensler ve kanatlı atlar.
princes and winged horses.
Erkekler kendilerini vurur… ya da binadan kaldırıma atlar.
Jump off of buildings onto pavement. Men shoot themselves.
Bu baraka tutuklaması anlamına gelmiyorsa, ben de atlar hakkında hiçbir şey bilmiyorum.
If that doesn't mean barrack arrest, then I know nothing about horses.
Ölebilirim. Bir köprüden atlar ya da.
I could jump off a bridge, or… I could die.
Ostiaya gitmek için dinç atlar hazırlayın.
Have fresh horses ready to take me to Ostia.
Başka bir sanal masaüstünde başlamış olsa bile, pencereye atlar.
Jump to the window even if it is started on a different virtual desktop.
inekler, atlar.
cows, horses.
Atlar… hiç bu kadar güzel atlar görmemiştim.
The horses… I have never seen such beautiful horses.
Results: 3256, Time: 0.0293

Top dictionary queries

Turkish - English