AVLAMAK in English translation

hunting
av
avlamak
avlanmak
avcı
peşinde
aramaya
to hunt
avlanmayı
avlamak
ava
yakalamak
peşine
hunta
aramak için
prey
av
kurban
avlamak
yırtıcı
shooting
ateş
şut
vur
ateş et
vurun
çekimi
çekimini
çek
vuracak mısın
atış
fishing
balık
balık tutmak
olta
avı
avlanma
to catch
yakalamak
yetişmem
yakalanacak
yakalayacak
yakalayabilmek için
avlamaya
kapmak
shoot
ateş
şut
vur
ateş et
vurun
çekimi
çekimini
çek
vuracak mısın
atış

Examples of using Avlamak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Zayıfları avlamak için şiddete başvururlar.
To prey on the weak. They use violence.
Sadece birazcık sinek avlamak gibiydi.
Just a little bit like fly fishing.
Sanki akvaryumda balık avlamak gibi.
It's like shooting fish in a barrel.
Zayıfları avlamak için şiddete başvururlar.
They use violence to prey on the weak.
Bir varil içinde balık avlamak gibi olurdu.
Would have been like shooting fish in a barrel.
Yüzünü o Dayaka çiğnettirdiğinden beri… onu avlamak için yaşıyor.
Ever since he had his face chewed on by the Dayak. Hunting is all he lives for.
Tekrarlarını izleyebilirler… Aynı avlamak gibi.
It's just like fishing. They can watch reruns.
Masum gemileri avlamak?
Prey on innocent ships?
Fıçının içinde balık avlamak gibi.
It's like shooting fish in a barrel.
Yüzünü o Dayaka çignettirdiginden beri… onu avlamak için yasiyor.
Ever since he had his face chewed on by the Dayak. Hunting is all he lives for.
Belki de şüpheli bunu kurbanlarını avlamak için yazmıştır.
Maybe the unsub wrote that in order to prey on his victims.
Bu bizim için varilde balık avlamak gibi olacak.
This is going to be like shooting fish in a barrel for us.
İnsanları kurtarmak, yaratık avlamak bizim yaptığımız bu.
Saving people, hunting things… It's what we do.
Kavanozda balık avlamak gibi.
Like shooting fish in a barrel.
İnsanları kurtarmak, yaratık avlamak bizim yaptığımız bu.
It's what we do. Saving people, hunting things.
Genede şeyi gün ışığında avlamak her halükarda daha iyi olabilir.
Still, hunting the thing in the daylight might be better, anyway.
Karanlığı avlamak için tekrar kan ormanına gitti.
He's out in the Blood Wood again hunting for the Darkness.
Kendi bir kuş avlamak istedi ve avladı da.
He wants to bag himself a bird, and he does.
Bu organizasyon tehlikeli gördüğü türleri avlamak ve kontrol altına almaktan sorumlu.
This is an organization responsible for hunting and controlling what they see as a very dangerous species.
Anılarını avlamak istemiyorsan hala biraz kuşkonmaz çayımız var.
If you don't want to fish for memories, there's still some asparagus tea.
Results: 375, Time: 0.0584

Top dictionary queries

Turkish - English