Examples of using Bacaya in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Şimdi, katil şemsiyeyi bacaya sıkıştırıyor.
Saklanacak bir yer arıyordu ve bacaya sürünüyordu.
Hayır, sen değil!- Bacaya!
Kaçıyor! Güneybatıdaki bacaya yöneldi.
Yangın esnasında çıkan duman… Kağıt parçalarını bacaya savurur.
Eğer Martha bacaya tırmanmak istese ya da George tuvalet deliğine girmek istese,
Eğer Martha bacaya tırmanmak istese… yada George tuvalet deliğine girmek istese, izin verecekmisin?
en mükemmelleri bacaya hükmeden, her biri iki metre uzunluğunda ve dört santim genişliğinde olan yüzlerce parlak kırmızı kurttur.
Sanırım küçük bir kız iyi bir nedeni olmadan… böyle bir bacaya tırmanmazdı.
Çoraplar noel baba yakında burada olur umuduyla özenle bacaya asılmıştı.
Mesela Horozun bacaya koyduğu şu yazı, Sevgili Noel Baba,
Mesela Horozun bacaya koyduğu şu yazı, Sevgili Noel Baba, hediyeleri verandaya bırak.
Bacanın etrafında!
Gelirken madenin makine bacasının hala tüttüğünü gördüm.
Santralin bacasını, bi yerimize mi sokcez biz?
Bacasını götünüze sokcem ben sizin o termiğin!
Bir günlük fabrika bacası temizleme işi!
Saat 04.30da bir bacada olmam lazım, çünkü Noel Babayı karşılamam lazım.
İskoç bacası gibi soğumuş burası be!
Yarın bacayı temizleyip ölü opussumu çıkaracaksın.
