BEDELINI in English translation

price
fiyat
bedel
ücret
ödül
fiyatlar
pahasına
cost
mal
pahalı
tutar
maliyeti
bedeli
fiyatı
masrafı
pahasına
patladı
maloldu
the toll
bedelini
paralı
geçiş
gişe
geçiş ücreti
toll
01:37:23,138
sayısının
pay
ödemek
maaş
ücret
para
ankesörlü
parasını
prices
fiyat
bedel
ücret
ödül
fiyatlar
pahasına
costs
mal
pahalı
tutar
maliyeti
bedeli
fiyatı
masrafı
pahasına
patladı
maloldu

Examples of using Bedelini in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Özgürlüğünün bedelini ödemek zorunda olduğun bir bedeldi..
That was the price you had to pay for your freedom.
Öldürdüğün bebeğin bedelini bu şekilde ödüyorsun.'' dedi.
That's the price you pay for killing a baby.
Bu adamın vatanseverliğinin bedelini neden Neal ödesin?
Why is Neal paying the price for this guy's patriotism?
Anlaşmayı bozmanın bedelini de ödememiz gerekecek.
We will have to pay for breaking the deal, too.
Tıpkı Lauranın ölümünün bedelini senin ödemen gibi.
Just as Laura's death is the price you pay.
Mahkemeye yakınlığın bedelini böyle ödüyorum.
This is the price I pay for the proximity of my office.
Her şeyin bedelini öderiz… ve kendimizi herkesten ayrı küçücük bir dünyada buluruz.
We forfeit everything and we end up in a little world of separateness from everyone.
Yaptığının bedelini çekmesini istedim yalnızca.
I just wanted him to pay for what he did.
Doğa bedelini alır.
Nature takes its toll.
Peki bedelini neden burada ararsın?
And for what reason do you seek payment here?
Ayaklarımı yakmanın bedelini ona ödetmek için yeterince vaktim olacak.
It will give me plenty of time to get back at him for burning my feet.
Aşkın bedelini ödüyorsun canım.
That's the price you pay for love.
Çalışmamın bedelini böyle ödedim.
That's the price I paid for working.
Rodrigo ihanetin bedelini görmek için burada.
Angry shout Rodrigo is here to see the repercussions of treachery.
Eden Log bunun bedelini ödediğini tahmin etmiştir.
Eden Log probably estimated that was the price to pay.
Rodrigo, ihanetin bedelini görmek için burada.
Rodrigo is here to see the repercussions of treachery.
Houseun bedelini odemeden insanlari mutsuz etmesine… izin verilmemeli.
House shouldn't be allowed to make people miserable without paying for it.
Bedelini bu şekilde ödüyoruz.
It's the price we pay.
Bedelini bu şekilde ödüyoruz.
That's the price we pay.
Peki, bütün ırkını satmanın bedelini… sen ne zaman ödeyeceksin?
And when do you pay the price for selling out your whole species?
Results: 1968, Time: 0.0369

Top dictionary queries

Turkish - English