Examples of using Belly in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Pringlesın orada renkli televizyon seyrettiğimi zannederken… ben gerçekte Belly Buttondaydım. Sen mi?
Bütün o geceler, sen beni… koro provasında, bowlingte veya Pringlesın orada renkli televizyon seyrettiğimi zannederken… ben gerçekte Belly Buttondaydım. Sen mi?
Bütün o geceler, sen beni… koro provasında, bowlingte veya Pringlesın orada renkli televizyon seyrettiğimi zannederken… ben gerçekte Belly Buttondaydım. Sen mi?
Bellyle ikimiz 70lerin ortasında buna benzeyen bir serum yapmıştık.
Senin Delhi Bellyini bir numaralı Paris barı yapmazsam, adımı değiştiririm!
Bellyle ikimiz tasarlamıştık.
Bazen Bellyle şort mayo ve Speedo giyip gelirdik.
Bu Lead Bellydendi.
Geçen gün Melvin Bellye dediğim gibi.
Belly çağırdı.
Korkuyorum, Belly.
Çöz onu Belly.
Big Belly Burgera.
Belly bundan emindi.
Belly bir Müslüman.
Belly böyle derdi.
Big Belly Burgerı arayabilirim.
Belly, seni canavar.
Big Belly Burgera uğradım.
Belly aşağıdaki blokta yaşıyordu.