BILLYLE in English translation

Examples of using Billyle in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Billyle olan görüşmelerinin çoğunda kafa yaralanmaları oluyordu.
Most of Billy's contact with him now involved head wounds.
Baba, Billyle oynayabilir miyim? Buna inanamıyorum?
I can't believe this. Dad, can I play at Billy's?
Billyle olan görüşmelerinin çoğunda kafa yaralanmaları oluyordu.
Most of Billy's contact with him now involved headwounds.
Billyle olan görüşmelerinin çoğunda kafa yaralanmaları oluyordu.
Most of Bllly's contact with him now Involved head wounds.
Billyle olan ilişkileri artık… çoğunlukla karşılıklı kafa yaralarından ibaretti.
Most of Billy's contact with him now involved headwounds.
Phoebe, belki de sen, Billyle bir şeyler yapmalısın.
Phoebe, maybe you should do something with Billy.
Pekâlâ, o hâlde… Billyle ne işin var?
All right, so… what are you doing with Billy?
İki ay sonra, Billyle tanışmamdan önce.
Fast forward two months later, before I was introduced to Billy.
Bu kadın evli olmamasına rağmen sadece Billyle aynı evde yaşıyordu.
This woman was just shacking up with Billy.
Yedinci yolda Davis ve Billyle yarış yapıyorduk ve Tommynin arabası çukura sürüklendi.
We were drag racing down on Route 7 with Davis and Billy when Tommy's car went into a ditch.
Ben Billyle konuştum ve istediği tek şey bunun büyük bir olay haline getirilmemesi.
I, I have spoken to Billy, and what he would really like is to to not make it a big deal.
Billyle birlikteyken hep mutlu görünürdün ama geçen akşam yüzünde farklı bir ifade vardı.
You always seemed happy with Billy, but last night your face said something a little different.
Billyle ayrıldığınız zaman fiziksel sendromların yani, kabusların ve özellikle görme kaybının başlangıcıyla aynı zamandı.
It was around about the time that you two broke up That billy started having these physical symptoms-- Nightmares, and, in particular, his loss of vision.
İçeri girince onları çadıra buyur edecek olan Tony Tom ve Billyle karşılaşacak.
Once inside they will meet Tony, Tom and Billy who will invite them to step into the marquee.
Tatil için Billyle buraya uçtum dönüştü.
I flew here with Billy, just for a holiday
Tatil için Billyle buraya uçtum dönüştü.
Of girls and cameras. I flew here with Billy, just for a holiday
Billyden daha akıllıydı ve işleri ordu ünitesi gibi yürütüyordu.
He was smarter than Billy and ran things like an army unit.
Bunu Billyde buluyorum.
Billy does that.
Billyde beyin tümörü olduğunu duydun mu?
Did you hear Billy has a brain tumor?
Darkholdun Billyde olduğunu bilmiyor muydun?
You knew Billy had the Darkhold?
Results: 69, Time: 0.0251

Top dictionary queries

Turkish - English