Examples of using Boncuk in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Lindsay, boncuk işi ne âlemde?
Ben boncuk örerim. Paramı böyle kazanırım.
Birinci koridor boncuk malzemeleri, dekoratif atıştırmalıklar, ahşap tutkal.
Boncuk, çizilmedi bile.
Neden boncuk dükkanına gitmek zorundayız ki?
Boncuk kutumda bir sürüsü var, gezi için yeterli olur.
O parçanın boncuk işçiliğini tamamlamak üzereyim.
Boncuk dükkanındaki Bay Sherrod bana daha çok izin verecek.
Ben boncuk örerim.
Buradaki boncuk.- Buradaki de saat.
Buradaki boncuk.- Buradaki de saat.
Eğer ben boncuk çizseydim… O parıldayan bir boncuk.
Bu boncuk, bu da saat.
Bakalım boncuk bizi nereye götürecek?
Eğer ben boncuk çizseydim… O parıldayan bir boncuk. .
Bu boncuk, bu da saat.
Bu bahsettiğin boncuk… Ben de istiyorum.
Sanırım boncuk kızdı.
Boncuk yüzünden öleceğimi söyledi.
Boncuk benden istediğin tek şey mi?