Examples of using Boots in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Boots, seni gördüğüme çok sevindim! Boots!
One Boots McManus, parlak pembe saçlı genç bayan Full House Clubta işleriyle meşkulken bile sizin ile ilgili övgü dolu sözleri hevesle söyledi.
Neyse,'' These Boots Are Made For Walking'' i nasıl söylediğimi bilirsiniz,
Ile 1948 yıllarında Boots Pure İlaç Şirketinin('' Boots Pure Drug Company'')
Bulsa da Boots kartı görmemiştir sanırım ve Boots kartı görmüş olsa da ismi fark etmesi uzak ihtimal.
Affedersiniz. Neyse,'' These Boots Are Made For Walking'' i nasıl söylediğimi… bilirsiniz.
Yani Boots sokaktan geçen adamın tekini dövdü
Strepsils, Reckitt Benckiser tarafından üretildi ve Reckitt Benckiserin 2006 yılında satın aldığı Boots UK markalarından biridir.
Devi toplayın, evinize götürün… ve beş dakika içerisinde çocuklarınız için'' Rockys Boots'' hazır.
Hayır, hayır bak tam başlıyordum ki adamım Boots aradı ve tam şöyle dedi.
O Bruno, ben Boots ve işte haddimizi aşınca böyle görünüyoruz.
Onun buzağı kadar yarıya genişletilmiş Boots, ve hangi üstleri
Little Boots, Dido, Sky Ferreira,
Bootsla yaptığınız şey bence çok güzel.
Bootsun oğlu oldu.
Ufak Bootsun babasını görmesi lazım.
Bebek Bootsa bir çift bebek botu almalıyız.
Hapiste bir adam Bootsu bıçakladığını itiraf etmiş.
Kavgayı Bootsun başlattığını ve onun
Dora, Bootsu giydirme konusunda ne konuşmuştuk?