Examples of using Bowden in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bruno Bowden bir meydan okuma ile sahneye adım attı- Langin şaşırtıcı derecede karmaşık origami figürlerinden biri olan'' blindfolded'' isimli figürünün bir taklidini gözü kapalı bir şekilde iki dakikanın altında sergiledi. Etkinlik viyolensel çalan Rufus Cappadocia eşliğinde gerçekleştirildi.
John Bowdenle yaptığınız görüşmeyi izledim.
Trista Bowdene saldıran adamın robot resmini aldık.
Terry Bowdene bakmıştık.
Bowdenin köpeği için döneceğini biliyordu.
Eğer Bowdeni bulursak, Lobo direk bize gelecek.
Komşular, Bowdenin eşyalarını bıraktığını söyledi.
Gidip Bowdeni yakalayalım.
Sam Bowdene hiçbir minnet borcum yok
Mahkeme Samuel J. Bowdeni çağırıyor!
Siz Terry Bowdeni alıyorsunuz.
Bowdenin bilgisayarından bir şey bulmuşlar mı?
Müvekkilime şöyle bir bakarsanız… Bay Bowdenin iğrenç ve korkak tehdidini yerine getirdiğini görebilirsiniz.
Bowden o depodaydı.
Başçavuş Clarence Bowden.
Bowden dengesiz davranıyor.
Adı John Bowden.
İyi görünüyorsun Bowden.
Üzgünüm Bay Bowden.
Brent ve Janice Bowden.
