Examples of using Bursu in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ama, biliyorsun, çok az sayıda öğrenci, spor bursu alabilir.
Araştırmasını Fritz Haber′in yardımı ile elde ettiği Rockefeller bursu ile devam ettirdi.
Söyleyemeyecegin için ben söyleyeyim, dâhi bursu bu, sen dâhisin.
Ve Ampipeta kimse müzik bursu alamaz, varsa yoksa futbol bursu!
Fernández bursu.
Voleybol bursu.
Bochumda ilkyardım kliniğine araştırma bursu için başvurdum.
Bu bursu neden hakediyorum?
İlk önce Birleşik Fil Bursu için ikişer dolar topluyoruz.
Bursu aldım!
Bursu sürdüremediğimiz için üzgünüm.
FBI yaz bursu için beni seçti.
Bursu olmazsa, Jeffersonianda stajyerlik yapamaz demek oluyor bu.
Ama onlara bursu neden kabul etmediğini söylediğimde.
Eğer bursu kazanırsak, ulusal komite tüm masraflarımızı karşılayacak.
Birinin bursu ne zamandır umurunda ki?
Bursu aldın mı?
Neyse, bursu sana vermeye karar verdim.
Bursu alabildin mi?
Bursu alıp gideceğini sen de çok iyi biliyorsun.
