CALEBIN in English translation

Examples of using Calebin in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Evet. Calebin mali durumuna baktığımda bir kredi kartı harcaması dikkatimi çekti.
I found a credit-card hit off of Caleb's financials.- Yeah.
Bay Campbell, Calebin Balboadaki sahil mülküyle ilgilenmenizi anlıyorum.
Mr. Campbell, I understand that you're interested in Caleb's Balboa coastline property.
Ben Julie Cooper Nichol, Calebin karısı. Size nasıl yardım edebilirim?
Uh, how can I help you? Caleb's wife?
Calebin doğum günü partisinde, Newportlu herkes gelecek değil mi?
This birthday party for Caleb, it's?
Calebin parasının yarısıyla ne yapacaksın?- Ya sen?
What are you gonna do with your half of Caleb's money?
William, Calebin bulmak için aşağı gitti.
William went in there after Caleb.
Makine Calebin ofisine girip birkaç şey almamızı istiyor.
The Machine wants us to break into Caleb's office and borrow a few things.
Calebin eski karısının teyzesi hakkında… onu kontrol etmek için yapılan arama keşfettim.
For the aunt of Caleb's ex-wife. Discovered a wellness check that was called in.
Calebin burayla bağlantısı neydi?
What's Caleb's connection to this place again?
Calebin eski karısının teyzesi hakkında… onu kontrol etmek için yapılan arama keşfettim.
Discovered a wellness check that was called in for the aunt of Caleb's ex-wife.
Ebeveynler ve Calebin yeni üvey babası. Bayanlar ve baylar.
Parents, Ladies and gentlemen, and Caleb's newest stepdad.
Ebeveynler ve Calebin yeni üvey babası.
Parents, and Caleb's newest stepdad.
Calebin kayboluşundan dolayı çok öfkeli.
He was furious about Caleb's disappearance.
Bunu bazen Calebin üzerinde kullanmak istiyorum.
I would like to use this on Caleb sometimes.
Calebin kızıymış.
She's Caleb's daughter.
Norma eve gelince konuşacağım onunla. Calebin bende kaldığını söyleyeceğim.
I'm gonna talk to Norma when she gets home about Caleb being up at my place.
Bu, Calebin adresi.
This is Caleb's address.
Şimdi, seninle birlikte Calebin evine gideceğiz.
Now, you and I are taking a ride to Caleb's place.
Burada olamazsın. Bu Calebin stili.
You won't be here. That's Caleb's swim.
Burada olamazsın. Bu Calebin stili.
That's Caleb's swim. You won't be here.
Results: 174, Time: 0.0288

Top dictionary queries

Turkish - English