Examples of using Cazibe in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Üçüncü sefer, Gothamın üretken gölge atıcısı için cazibe değildir.
Gizem ve cazibe vardı. Bunlar artık mazide kaldı sanırım.
Cazibe ile nasıl ilgilendiğine bağlıdır.
Cazibe bir erdem değildir.
Cazibe ve Gucci. Yaşayan bir vasiyetname lütfetmek.
Ölümcül cazibe.- Yani…- Değil mi ya?
Küçük, aptal, öldüren cazibe gibi davranıyorsun!
Dans cazibe o hayranları ile nasıl hareket izlemek için.
Ölümcül cazibe.- Değil mi ya?- Yani.
Kumar, cazibe… Ben varım.
Bunny, burada cinsel cazibe eksik!
İşte bu, cazibe kitabından çıkmış gibi değil mi?
Kadınsı cazibe, baştan çıkarmalar, ayartıcı davranışlar.
Bayan Tri-County Cazibe Geçit Törenini sunduğumuz gibi.
Onlara stil, cazibe, kişilik katıyorum.
Bay Cazibe, bir dahaki sefere seni dinlememem gerektiğini bana hatırlat.
Cazibe, müzik ve sihir birlikte.
Mor, şimdi sana'' öldüren cazibe'' öğreteceğim!
İşte bu, cazibe kitabından çıkmış gibi değil mi?
Bu yüz bir cazibe olmalı.